YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15587
KARAR NO : 2020/4225
KARAR TARİHİ : 30.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, 222 ada 4 parsel sayılı taşınmazda annesi ve davalı kardeşi ile birlikte malik iken, dava konusu taşınmazı ortaklığın giderilmesi davası sonucu ihale yolu ile 18/09/2014 tarihinde satın aldığını, taşınmazın üzerinde zeytin ağaçları olduğunu, davalının taşınmazda hakkı kalmadığı halde taşınmazdaki zeytinleri toplayarak gelir elde ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.700,00-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın satışı için ihalenin feshi davası açıldığını, dosyanın henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın henüz iştirak halinde mülkiyete tabi olduğu, davacının sadece kendi hissesine düşen miktarı isteyebileceği, davacının da bu yönde bir ıslah talebi olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 222 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davacı, davalı ve dava dışı… adına tapuda kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazın satışa çıkarıldığı, taşınmazın 17.09.2014 tarihinde davacıya satıldığı, dosyamız davalısı tarafından dosyamız davacısı aleyhine Tire Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/705 Esas, 2014/806 Karar sayılı dosyasında 25.09.2014 tarihinde ihalenin feshi davası açıldığı, 18.11.2014 tarihinde davanın reddine karar verildiği, davalı tarafından kararın temyiz edildiği, eldeki dava karar tarihinden sonra da, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından kararın esası yönünden onanmasına, para cezasına ilişkin hükümler yönünden ise bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Taşınmaz mülkiyetinin kural olarak tapu siciline tescil ile kazanılacağı kuşkusuzdur. Ancak, TMK’nin 705 ve İ.İ.Y’nin 134. maddesine göre de cebri ihale ile mülkiyet alıcıya geçer. Diğer bir anlatımla alıcı, ihale anında taşınmazın mülkiyetini kazanır. Böyle bir durumda, mülkiyetin alıcıya geçmesi için tapu siciline tescil gerekli olmayıp, ancak İ.İ.Y’nin 135. maddesi gereğince taşınmaz alıcı adına tescil edilmedikçe alıcı o taşınmaz üzerinde temliki tasarrufta bulunamaz. (T.M.K. 705/2)
Somut olayda, Mahkemece, her ne kadar, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında taraflar adına iştirak halinde tapuda kayıtlı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, ihalenin feshi davasının sonucunun dava konusu taşınmazın mülkiyet durumunu etkileyeceği ve davacının az yukarıda bahsi geçen Kanun maddeleri uyarınca, ihale anında taşınmazın mülkiyetini kazanacağı açık olduğuna göre, ihalenin feshi davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği ortadadır. O halde Mahkemece yapılacak iş, ihalenin feshi davasının hangi aşamada olduğunun araştırılarak, kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi ve oluşacak sonuca göre, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar vermek olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden hatalı değerlendirme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, davacı da tapuda malik olup, davacının hissesi oranında tazminata hükmedilebilmesi için ıslaha gerek bulunmadığından, bu husus değerlendirilmeden davanın tümden reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.