Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/13040 E. 2020/581 K. 23.01.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13040
KARAR NO : 2020/581
KARAR TARİHİ : 23.01.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi şirket vekili, 28.03.2012 tarihinde müvekkilinin yüklenicisi olduğu inşaat sahasında haciz yapıldığını, borçlu ile aralarında taşeron sözleşmesi bulunduğunu borçlu taşeronun mali sıkıntıya düşmesi nedeniyle temerrüt ihtarı gönderildiğini, borçlu şirketin demirbaşlarını alarak inşaat alanından ayrıldığını, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz esnasında hazır bulunan kişilerin borçlunun eski çalışanı olduklarını beyan ettiklerini, davacının sözleşmenin feshedildiğine ilişkin delil sunamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket yetkilisi duruşmada malların kendilerine ait olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı şirket ile borçlu şirket arasında okul inşaatı için taşeron sözleşmesi imzalandığı, borçlu şirket tarafından sözleşme gereği yerine getirilmediğinden üçüncü kişi şirket tarafından, 6 Ocak 2012 tarihinde ihtarname çekildiği ve borçlu şirketin hacizden önce haczin yapıldığı okul inşaatını terkettiği ve inşaatın kalan kısmına davacı şirket tarafından devam olunduğu, ayrıca haczedilen mallara ilişkin davacı şirketçe faturalar ibraz edilmek suretiyle mülkiyet iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 13.05.2015 tarihli ve 2015/4042 Esas, 2015/11263 Karar sayılı ilamı ile borçlu şirket çalışanlarının davacı şirkette çalışmaya devam edip etmediği, davacı üçüncü kişi şirket ve borçlu şirketin defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak taşeronluk sözleşmesinin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ile sona erip ermediği, sona ermiş ise tarihi tespit edilerek borçlu şirketin inşaat alanında faaliyetine devam edip etmediğinin belirlenmesi, oluşacak sonuca göre üçüncü kişinin sunduğu faturaların gerçekliği, bunların mahcuzlara uygunluğunun keşif ve bilirkişi incelemeleri ile tespiti alıcı ve satıcı firmaların ticari kayıtları ödeme vb. delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olup olmadığının değerlendirilmesi için bozulmuş, bozma üzerine yapılan yargılamada alınan rapor ve sair delillerin değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmşitir.
1. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.11.2012 tarihli ve 2011/1018 Esas, 2012/1190 Karar sayılı kararı ile borçlu … Gayrimenkul Limited Şirketinin iflasının açıldığı, kararın 30.01.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Borçlu şirkete ilişkin iflas kararı kesinleştiğinden, borçlu hakkındaki icra takipleri düşeceği için dava konusu haciz de ortadan kalkar. (İİK’nin 193/2. maddesi).
Bu durumda, Mahkemece, borçlu şirket yönünden, İİK’nin 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcı ile nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre davacı üçüncü kişi şirket vekilinin esasa dair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi şirket vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene idesine. 23.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.