Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/9319 E. 2020/1761 K. 25.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9319
KARAR NO : 2020/1761
KARAR TARİHİ : 25.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde, esası kadastronun 2705 parseli olan daha sonra ifrazla 16883 parsel numarasını alan taşınmazın Ekim 1964 tarihinde düzenlenen muvafakatname ile … isimli şahıstan satın aldığını daha sonra bu şahsın görülmediğini, üzerine bina yaptığını açıklayarak anılan parselin 110 m2 yüzölçümlü arsası bakımından tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline bu isteği kabul edilmediği takdirde vekil edeninin iyniyetli olması nedeniyle binanın değerinin arsanın değerinden fazla olduğu gözetilerek bedeli karşılığından TMK’nin 724 ve devam maddeleri gereğince tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş olup, bozma sonrası asıl talebini, TMK’nin 713/2.maddesine göre maliki tapu kütüğünden anlaşılamama sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine hasretmiştir.
Eyüp 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1.12.2005 tarihli ve 2005/193 Esas, 2005/1157 Karar sayılı kayyım tayini kararı ile kayıt maliki …’ya 3501 sayılı Yasa’nın 1. maddesi uyarınca İstanbul Defterdarı …’in kayyım atandığı kayyımı temsilen Hazine vekili, davada TMK’nin 713. maddesindeki şartların gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, herhangi bir hukuki gerekçe göstermeksizin ve davada nitelendirilmeksizin TMK’nin 713. maddesi gereğince ilanların yapıldığını belirtmek suretiyle davacının davasının kabulü ile 16883 sayılı parselin tapu kaydının iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin olarak verilen (ilk) karar, davalı kayyım vekili (Hazine) tarafından temyiz edilmiştir. Daire’ce (özetle), “..taraf teşkili sağlanmadan, davacı tarafın dayandığı hukuki sebepler açıklattırılmadan ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden davanın kabulüne karar verilmiş bulunulması usul ve kanuna aykırıdır.”gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, mahkemece, (ikinci karada) davanın kabulü ile 16883 parselde bulunan 110 m² yüzölçümlü taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun’un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, (son duruşmada) davasını, TMK’nin 713/2.maddesine göre maliki tapu kütüğünden anlaşılamama sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine dayandırmıştır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu parselin esası kadastro çalışmaları sırasında 2705 parsel olarak belirlenmiş, 1957 yılında yapılan tespitin 04.04.1962 tarihinde hükmen kesinleştiği, o tarihten beri taşınmazın tapuda kayıtlı bir yer olduğu açıktır. Taşınmaz, “…” adına kayıtlı bulunmakta olup malike ait İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.01.2017 tarihli ve 2015/757 Esas, 2017/38 Karar sayılı hasımlı veraset belgesinde de “mirasın devlete geçtiğinin tespitine” karar verildiği anlaşılmaktadır.
TMK’nin 713/2. maddesindeki bilinmeme nedenine dayalı davalarda Hazine’nin davada taraf durumunu alması ve davanın Hazine’ye yöneltilmesi gerekir. Tapu kütüğü kayıtlarının düzenli tutulması ve kütüğün tutulmasından Hazine’nin sorumlu tutulması ilkeleri Hazine’nin davada yer almasını gerekli kılmaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece; davanın Hazine’ye yöneltilmesi, bu şekilde savunma ve delillerini sunması için süre ve imkan tanınması, ondan sonra toplanmış ve/veya toplanacak deliller çerçevesinde oluşacak sonuca göre (ve terditli talepte gözetilerek) bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde Hazine’ye husumet yöneltilmeden sonuca gidilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı kayyım vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı kayyım vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.