Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6501 E. 2020/6276 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6501
KARAR NO : 2020/6276
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın men’i müdahale yönünden konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebi yönünden kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin 930 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 92, 94 ve 96 no’lu dükkanların maliki olduğunu, bu dükkanlardan 96 nolu dükkanın, müvekkilinin haberi ve izni olmadan davalı tarafından Temmuz 2013 tarihinden itibaren işgal edilerek pres atölyesi olarak kullanıldığını açıklayarak, davalının anılan taşınmaza yönelik haksız müdahalesinin men’ini, haksız işgal nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve 01.07.2013 tarihi ile dava tarihi arası süreyi kapsamak üzere 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı kendisine usulüne uygun olarak yapılan tebligatlara rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalarda ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “…Toplanan deliller, davacı iddiası, davalı beyanı, tapu kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu 930 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tapuda davacı adına kayıtlı olduğu, davalının herhangi bir üstün hakka sahip olmadığı halde dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan dükkanı taşınmazın maliki olan davacının rızası dışında pres atölyesi olarak kullandığı, böylece davacının taşınmazına müdahalede bulunduğu ve TMK’nin 683. maddesindeki ” Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” şeklindeki düzenleme gereğince taşınmazın maliki olan davacının davalının, taşınmazına müdahalesinin önlenmesini ve haksız kullanımdan dolayı işgal tazminatı ödenmesini talep edebileceği kanaatine varıldığı, bu nedenle bilirkişi tarafından belirlenin 13.784,05 TL işgal tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacı vekilinin dava konusu dükkanın anahtarının dava açıldıktan sonra tanık …’e teslim edilmesi ve ondan da müvekkilinin anahtarını teslim almasıyla men’i müdahale davasının konusuz kaldığını beyan etmesi ve davalının müdahalesinin sona erdiğinin anlaşılması sebebiyle meni müdahale davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve bu dava yönünden yapılan masrafların haksız olması sebebiyle davalıdan alınmasına karar verilmesinin gerektiği…” gerekçesiyle davacı tarafından açılan tazminat davasının kabulüne; 13.784,05 TL işgal tazminatının dava tarihi olan 14.04.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacı tarafından açılan men’i müdahale davasının konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine dayanmaktadır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalının ecrimisile yönelik temyiz itirazlarına gelince; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda mevcut hesaplama yönteminin Daire uygulamasına aykırı düştüğü anlaşılmaktadır. Şöyle ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinin içeriğine göre dava konusu taşınmazın davalı tarafından dükkan (pres atölyesi) olarak kullanıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda denetime elverişli emsal kira bedelleri karşılaştırılmadığı gibi, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası tespit edilerek sonraki dönemler için ÜFE artış oranı uygulanması yerine, Vergi Usul Kanunu’na göre belirlenen vergi değerinin % 5’inin yıllık kira bedeli olarak tespit edilerek hesaplamalar yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, Mahkemece iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması (taraflara emsal kira sözleşmesi sunmaları için süre ve imkan da tanınması, sunulmadığı takdirde re’sen araştırma suretiyle ilgili kurum ve yerlerden emsal kira sözleşmelerinin istenmesi), mahallinde yeniden keşif yapılarak, gayrimenkul değerlendirme uzmanı, fen bilirkişisi ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda, (taşınmazın büyüklüğü, niteliği, yöredeki rayiç ve çevre özellikleri de nazara alınarak) bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.