YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/120
KARAR NO : 2020/3722
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.05.2016 gün ve 2014/63 – 2016/252 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.10.2018 gün ve 2016/15078 – 2018/6232 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kuruma verilen yetki çerçevesinde, İzmir Limanının işletme hakkının devri için yapılan ihalenin davacının da dahil olduğu ortak girişim grubuna ihale edildiğini, açılan davalar nedeniyle ihale sürecinin uzaması ve küresel ekonomik kriz nedeniyle davalının sözleşme davetine karşın müvekkilinin süre talebinde bulunduğunu, davalının bu talebi kabul etmeyerek müvekkili tarafından verilen 12.750.000 USD bedelli teminat mektubunu nakde çevirdiğini, bunun üzerine nakde çevrilen mektup bedelinin bir kısmının istirdadı için davalı hakkında yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini, takibin devamını ve alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini, alacağın %40’ı oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, davalıdan harç ve ceza alınmasına yer olmadığına, 01.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta;
Davalı kuruma verilen yetki çerçevesinde İzmir Limanının işletme hakkının devri için yapılan ihalenin, davacının da içinde bulunduğu ortak girişim grubuna ihale edildiği, açılan davalar nedeniyle ihale sürecinin uzaması, küresel ekonomik kriz gerekçesiyle davalının sözleşme davetine karşı davacı şirketin süre uzatım isteminde bulunduğu, davalının bu talebi kabul etmeyerek davacı tarafından kendisine verilen 12.750.000 USD bedelli teminat mektubunu nakde çevirdiği, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız olduğu iddiasıyla davacı tarafından Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2010/5474 sayılı takip dosyasında genel haciz yolu ile icra takibine davalının vaki itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.11.2010 tarih 2010/307-637 sayılı kararı ile uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.03.2011 tarih 2011/2670-2969 sayılı kararı ile yerel mahkeme kararı onanmış ve kesinleşmiştir.
Adli yargı kararının kesinleşmesi üzerine bu kez davacı vekilince aynı istemle Ankara 11. İdari Mahkemesi’nin 2011/1293 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmış, mahkemenin 06.07.2011 gün ve 2011/1120 sayılı kararı ile itirazın iptali davasının adli yargının görev alanında bulunduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, bu kararda Danıştay 10. Dairesinin 15.02.2011 gün ve 2011/11743-1197 kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Adli ve idari yargı mercileri arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesinin 30.09.2013 gün ve 2013/1176-1332 sayılı kararı ile İİK 67 maddesine dayalı açılan davada adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi görevsizlik kararı kaldırılmıştır.
Dava, İİK 67 vd. maddelerinde düzenlenen itirazın iptali istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK 67 maddesinde “takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği” hükmüne yer verilmiştir.
T.C. Anayasası’nın 125/son maddesinde “idarenin kendi eylem ve işlemlerinde doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu” kurala bağlanmış,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde de idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları idari dava çeşitleri arasında sayılmıştır.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 27/a maddesinde “Özelleştirme uygulamalarına ilişkin idari davaların, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görüleceği”,
Aynı Yasa’nın 37/b maddesinde “bu kanun hükümleri gereğince yapılacak uygulamalar ile ihale usullerine ilişkin esasların idarece çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği” hüküm altına alınmış, bu maddeye dayanılarak yayınlanan özelleştirme uygulamalarında Değer Tespiti ve İhale Yönetmeliğinin 19. maddesinde, ihale sonuçlarının onaylanmasından sonra idare tarafından süre belirtilmek suretiyle sözleşme imzalanması konusunda ihale üzerinde kalan teklif sahibine yazılı bildirimde bulunulacağı, idarece verilen süre içinde ihale üzerinde kalan tarafından istenilen teminatın verilmemesi, diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve sözleşme imzalanmaması halinde alınan teminatların idare lehine irat kaydedileceği” hükmü getirilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davalının sözleşme davetine karşı davacının süre uzatım talebinin kabul edilmemesi ve geçici teminatın nakde çevrilerek irat kaydedilmesi üzerine eldeki dava açılmıştır.
Geçici teminat mektubunun davalı idarece nakde çevrilerek irat kaydedilmesi, davalı idarece tesis edilen ve yönetmelikte öngörülen işlemlere dayanmaktadır.
Davalının, işlem ve eylemlerine dayalı teminat mektubunun paraya çevrilmesi bu halde 2577 sayılı Yasa’nın 2/1-b maddesinde düzenlenen tam yargı davasına konu olacaktır.
Tam yargı davasına konu olabilecek bir uyuşmazlığın nasıl ki adlı yargıda dava edilmesi, yargı yolu yönünden mümkün değil ise somut uyuşmazlıkta olduğu gibi icra takibine konu edilmesi de mümkün değildir.
Eldeki davanın, itirazın iptali davası oluşuna göre geçerli bir icra takibinin bulunması dava ön şartıdır.
Adlı yargının itirazın iptali davasında görevli bulunmasına göre mahkemece öncelikle dava ön şartı olan geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, takibe konu alacağın genel haciz yolu ile takibe konu edilebilecek alacaklardan olup olmadığının incelenmesi gerekir.
Tam yargı davasına konu olabilecek eldeki uyuşmazlık, ilamsız icra takibine konu edilmiş olup bu halde mahkemece işin esasına girilmeden dava ön şartı olan geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle açılan itirazın iptali davasının reddi gerekmektedir.
Mahkemece, açıklanan bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde uyuşmazlığının esası incelenmek suretiyle davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yerel mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmek suretiyle kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken yerel mahkemenin yazılı gerekçesinin benimsenmesi suretiyle kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.