Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/545 E. 2012/4858 K. 28.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/545
KARAR NO : 2012/4858
KARAR TARİHİ : 28.02.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.863 TL alacak için itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dava dilekçesinde, davalıların borçlu olarak imzası bulunan bonodan dolayı icra takibi başlattığını, davalıların takibe itiraz etmeleri nedeniyle 5.863 TL alacak yönünden itirazın iptalini talep etmiştir.Davalılar cevabında, dava konusu bononun zamanaşımına uğradığı için asıl borç ilişkisinin davacının ispatlaması gerektiğini beyan etmişlerdir.Mahkemece; icra takibine konu senedin zamanaşımına uğradığı için yazılı delil başlangıcına dönüştüğünü, davacının yazılı belge ile kanıtlayamadığı ve yemin teklifinde bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.İcra takibine konu bonoda keşide yeri ve keşide tarihinin olmadığı ve davalıların senetteki imzayı inkar etmedikleri konusunda uyuşmazlık yoktur.Türk Ticaret Kanununun 688.maddesine göre, kambiyo senedi vasfını taşımayan bonoya dayalı olarak davacının Kambiyo Hukukundan doğan talep hakkı ortadan kalktığı için, bono; keşideci (bono düzenleyici) ile lehtar arasındaki hukuki ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğindedir.
Davacı, davasında davalılara ödünç para verdiğini belirterek temel ilişkide karz akdine dayanmaktadır. Unsurları bulunmayan bono yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğuna göre, HUMK’nun 292 vd. maddeleri gereğince davacı alacağını her türlü delil ile kanıtlamak hakkına sahiptir.Bu durumda, ispat külfeti alacak iddiasında bulunan lehtarda yani davacıda olduğundan, davacının tanıkları dinlenmek suretiyle ve diğer delilleri de sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece; yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.