YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/287
KARAR NO : 2020/3968
KARAR TARİHİ : 08.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 09.04.2019 tarih ve 2017/621 E.- 2019/203 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.12.2019 tarih ve 2019/1655 E. – 2019/1676 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkillerinin hissedarı bulunduğu şirketin, 26.09.2017 tarihinde yapılan 2014-2015-2016 yıllarına ilişkin Genel Kurul toplantısında müvekkillerini vekaleten temsil eden Süleyman Bursalıoğlu tarafından maddelerinin tamamına muhalefet şerhi verilerek olumsuz oy kullanıldığını, genel kurulun Türk Ticaret Kanununa aykırı tecelli ettiğini, azınlık haklarına riayet edilmediğini, iptali istenen 26.09.2017 tarihli genel kurulun 2 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulunca hazırlanan 2014-2015-2016 yıllarına ilişkin faaliyet raporunun müvekkillerinin 9.600 olumsuz oyuna karşı 10.400 olumlu oyla kabul edildiğini, finansal tabloların gerçekleri yansıtmadığını müvekkillerinin hissedar olarak hiç kâr payı almadıklarını, muhasebe kayıtlarında usulsüz işlemler yapıldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası işleme yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 26.09.2017 tarihinde yapılan genel kurulunun 2,3,4,5.maddeleri yönünden iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, 6102 sayılı TTK’nın 445.maddesi gereğince 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkili şirketin dava nedeniyle muhtemel zararlarını karşılamak üzere teminat gösterilmesi taleplerinin olduğunu, yine karşı oy kullanılmasına rağmen çoğunlukla alınan kararla ilgili muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmemesi halinde iptal davası açılamayacağını, müvekkili firma yöneticilerinin kötü niyetli olmadığını, alınan kararın tamamen müvekkili şirketin mali yapısının güçlendirilmesine yönelik bir karar olduğunu, genel kurul toplantısı sona erdikten ve tutanak imzalanıp bağlandıktan sonra tutanağın altına davacılar vekilince yazılan ve sadece kendisi tarafından imzalanan beyanının muhalefet şerhi olarak kabulünün yasal olarak mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporuna göre davacıların şirketten herhangi bir para aldığına dair belge olmamasına rağmen davacı …’un toplamda 1.171.504,00 TL, davacı …’in toplamda 189.490,00.TL para almış gibi göründüğü, davalı şirketin kasasında mevcut olmadığı halde toplamda 2.755.347,00 TL beyanda bulunulduğu, yönetim kurulunca genel kurula sunulmuş olan mali ve finansal tablolar ile faaliyet tabloları dahilinde yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine, faaliyet raporunun, bilanço ve gelir tablosu hesaplarının ve yasal yedekler ayrıldıktan sonra zararların karlardan mahsup edilerek kalan karın geçmiş yıllar karı hesabında bekletilmesine ilişkin genel kurul kararının yerinde olmadığı gibi, yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiklerinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı şirketin 26.09.2017 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 2, 3, 4 ve 5 nolu kararların iptaline, mahkeme kararının Ordu Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve ilanına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK’nın 446. maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilir. Somut olayda davalı şirketin 26.09.2017 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde, davacılara vekaleten toplantıya katılan Süleyman Bursalıoğlu, alınan tüm kararlara red oyu vermiş; ancak ayrıca her bir karara muhalefetini tutanağa geçirmemiştir. Bununla birlikte toplantı tutanağının imzalanmasından sonra tutanağın alt kısmına el yazısıyla, “Yukarıda belirtilen sebepler nedeniyle mevcut yönetim kurulu aleyhine zarara uğratma nedeniyle dava açma hakkımızı kullanacağız” şeklinde bir cümle yazarak imzalamıştır. Bu durumda, mahkemece öncelikle 2,3,5 nolu kararlar yönünden dava şartının yerine gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
2-Ayrıca, genel kurulun 4.maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, davacılara vekaleten toplantıya katılan Süleyman Bursalıoğlu, ibra oylamasının sonucunda ibranın hukuksuz olduğunu zira oy yasaklısı olan yönetim kurulunun ibrada oy kullandığını belirterek muhalefetini tutanağa derc etmiş ise de, mahkemece ibrada oy kullanmaması gereken yönetim kurulu hariç tutulduğunda kalan oyların ibra için yeterli olup olmadığı, kararda nisap bulunup bulunmadığı ve bu suretle kararın batıl olup olmadığı incelenmemiştir. Bu durumda öncelikle dava şartları yönünden inceleme yapılması, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 no’lu bentte alınan kararda nisabın oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.