YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/331
KARAR NO : 2020/5653
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, … ili, Merkez ilçesi, 61 ada 90 ve 91 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki evin vekil edenince yapıldığını, taşınmazın kamulaştırma kapsamında kaldığını belirterek muhdesatın tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mera niteliğindeki parsel üzerine evin inşa edildiğini, mera niteliğindeki taşınmazlar özel mülkiyete konu olamayacağından meydana getirilen muhdesatlara değer verilmeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhtesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhtesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bağşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhtesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhtesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, taşınmazın evveliyatında 61 ada 65 parsel sayılı mera niteliğinde taşınmaz iken ifrazı ile 61 ada 90 ve 91 parsel sayılı taşınmazların, 61 ada 91 parselin yine ifrazı ile de 61 ada 152 ve 153 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, son olarak 61 ada 90 parsel sayılı taşınmazın arsa niteliğinde Hazine adına, 61 ada 152 parsel sayılı taşınmazın mera niteliğinde kamu ortak malı olarak, 61 ada 153 parsel sayılı taşınmazın da ham toprak olarak Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu; yapılan keşif sonucunda alınan fen bilirkişi raporuna göre davaya konu muhdesatın 102,19 m2 miktarında tek katlı yapı olduğu, tamamının yol ve dere arasındaki boşluk kısımda kaldığı ve herhangi bir ada parselde olmadığının belirlendiği; muhdesatın bulunduğu taşınmazın kamulaştırma kapsamında olup olmadığına dair bilgi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, … çevre yolu yapım çalışmaları nedeniyle davaya konu taşınmazda kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kamulaştırma alanının hangi taşınmazları kapsadığı, çekişmeli muhdesatın bulunduğu taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde kalıp kalmadığı, kamulaştırma işlemlerinden etkilenip etkilenmeyeceği tespit edilmiş değildir.
Hal böyle olunca, kamulaştırma haritalarının getirtilmesi, muhdesatın bulunduğu taşınmazın kamulaştırma alanı içerisinde kalıp kalmadığının saptanması, muhdesatın bulunduğu taşınmazın tam olarak hangi alanda kaldığı belirlenerek, aynı krokide ayrıntılı ve denetime elverişli olacak şekilde gösterilerek sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.