Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/15465 E. 2013/17828 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15465
KARAR NO : 2013/17828
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işverene ait işyerinde 15.04.1982 tarihinde 2003 yılı başına kadar çalıştığını iddia ederek sigortalılık başlangıç tarihinin 15.04.1982 tarih olduğu ve bu tarihin sigortalılık başlangıcına esas alınması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda; davacı, 15.04.1982 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece, tanık beyanları esas alınarak davanın kabulüne karar verilerek hüküm kurulmuş ise de; sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin YHGK’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 E -2011/366 K sayılı, 21.09.2011 günlü 2011/527 E -2011/552 K sayılı gibi ilamları gözetildiğinde eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
YHGK’nun belirtilen ilamlarında da bahsedildiği üzere, 506 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca, Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir.
Bu nedenledir ki, somut olayda, uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece, bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Kanunun 79. maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumu çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine
düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hakim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bunun için de bu tür davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalı, gereğinde komşu işyerlerinde çalışanlarının bilgilerine de başvurularak gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında; davacının ileri sürdüğü çalışmanın gerçek ve fiili olup olmadığı, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacı kimlik bilgilerinin davacıya ait olup olmadığı nüfus kaydı celp edilmek suretiyle saptanmalı, davacının açık kimlik bilgilerine göre davacının askere sevk ve terhis tarihinin bağlı olduğu askerlik şubesinden sorulması, dava dönemine ilişkin işverenin vergi kayıtları ve işverenin işyerinin Kurum kayıtları getirtilerek, işyerinin kapsamı ve niteliği araştırılmalı; davacının işyerinde hangi işte çalıştığı tespit edilmeli; dava dönemi ile askerlik döneminin çakışıp çakışmadığı saptanmalı; dava döneminde işverenin, mahkemenin kurumdan getirttiği ve dosya arasında bulunan, bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, komşu işyerlerinde çalışan kişiler saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığı yöntemince araştırılmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalıların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan …’a iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.