YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14840
KARAR NO : 2013/15092
KARAR TARİHİ : 05.09.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.03.2012 tarih ve 2011/121-2012/69 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketle 11/08/2008 tarihinde “yurtdışı piyasalarından alım satım- aracılık işlemlerine ilişkin çerçeve sözleşmesi” imzaladığını ve bu tarihten itibaren de davalı şirketin aracılığı ile yurtdışından alım satım yapmaya başladığını, 17/09/2008 tarihinde altın fiyatlarının yükselmesi nedeniyle hesabından 4 lot cbot ve 4 lot comex olmak üzere 8 lot altın satılmasına aracılık edilmesini istediğini ancak bu işlemle ilgilenen “broker”ın 7. lottan sonra teminatının yeterli olmadığı gerekçesiyle işlemlerinin durdurulduğunu, ancak anılan teminat yokmuşcasına mevcudun yeterli olmadığı iddiası ile satılan altınların yeniden 896,50 USD fiyattan satın alınarak müvekkilinin 47.000 USD zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 5.000 USD’nin temerrüt tarihi 22/09/2008’den itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yanlar arasında dava dilekçesinde söz edilen çerçeve sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme kapsamında davacının talepleri doğrultusunda yurtdışı piyasalardan altın alım satım işlemlerinin yapıldığını, 17/09/2008 tarihinde davacının teminat eksiği olmasına karşın ve bu konuda emri alan müvekkili şirket görevlisinin uyarıları da bulunmasına rağmen satım işleminin yapıldığını, teminat eksiği ile işlem yapılmasının müşterinin riskini iyice arttırdığını, 836,5 ve 837,45 USD’den açığa satılan altınların altın ONS fiyatının 896,50 USD’ye çıkması sonucunda mevcut teminatın hızla erimesine neden olduğunu, davacının zararının sürdüğünü, ancak daha fazla zarar artışının önlenmesi için durdurma emrine girildiğini, bu işlem sonucunda kısa pozisyon işleminin geri alınarak hesabın kapatıldığını, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile müvekkili şirketin yaptığı işlemler arasında nedensellik bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı aracı kurumun sözleşme koşulları çerçevesinde yükümlülüklerini tamamıyla yerine getirdiği, sözleşmede yer alan yükümlülükler ile sınırlı kalmayıp aracılık teamülleri doğrultusunda davacının lehine bilgi paylaşımında bulunulduğu, uyarı yapıldığı, müşteri lehine işlem ve uygulama yapıldığı, davalının davaya konu 8 kontrat işlemini davacı müşterinin talebi doğrultusunda gerçekleştirildiği, davacının hesabında bulunduğu iddia edilen 5.000 USD tutarındaki teminatın bu süreçte davalı kurumdaki hesaba yatırılmamış olduğu, türev piyasalarında teminatın yetersiz kalması durumunda “stoplanma” olarak yer alan pozisyonun kapatılması uygulamasının davalı aracı kuruma özgü bir uygulama olmadığı, davacının hesabında bulunan 4 adet kontratın da teminatın sıfıra inmesi nedeniyle satılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.