YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4075
KARAR NO : 2020/7555
KARAR TARİHİ : 07.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK’nın 155/2, 62/1, 51, 52/2-4 maddeleri gereği mahkumiyet
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 15/06/2012 tarihli Demirözü Belediye Meclis Kararıyla Çiftçi Malları Koruma Birliğine üye olarak seçildiği, üyeler tarafından yapılan seçimle birlik başkanlığına seçildiği, sanığın sulama işleri dahil Çiftçi Malları Koruma Birliği adına yapılacak tahsil ve gider işlerinin yetkilisi ve sorumlusu olduğu, başkanlık yaptığı 2012 – 2013 yıllarında sulama suyu, kanal temizliği adı altında veya başkaca tahsil ettiği paralar için makbuz düzenlemediği, yaptığı harcamaları gelir gider defterine kaydetmediği, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda, sanığa isnat edilen eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/09/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy:
Sanık … hakkında düzenlenen 29.04.2015 tarih 2015/273 sayılı iddianamede fiilinin “… şüphelinin Çiftçi Malları Koruma Birliği Başkanlığı yaptığı 2012, 2013 yıllarında yaptığı harcamaları ve sulama parası v.b. tahsil ettiği paraları gelir gider defterine kayıt etmeme suretiyle üzerine atılı suçu işlediği…” şeklinde tarif edilerek açılan kamu davası neticesinde, 07.07.2015 tarih 2015/346 Esas 2015/584 sayılı kararıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanması geri bırakılmış, katılanın itirazı üzerine Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinin 04.09.2015 tarih 2015/147 değişik iş sayılı karında, itirazın kabulüne karar verilerek sanık hakkında eyleminin zimmet suçunu da oluşturabileceği bu nedenle yeni bir soruşturma yapılarak her iki davanın birlikte görülmesi gerektiğinden bahisle Bayburt Asliye Ceza Mahkemesine dosyanın gönderilmesine karar verilmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin değerlendirmesi yönünde Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık hakkında zimmet suçundan yapılan soruşturma neticesinde 07.01.2016 tarih 2015/2771 soruşturma nolu dosyası kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde sonuçlandırılmıştır. Ancak mezkur karar da kararın tebliğine yer olmadığına ve suçtan zarar görene tebliğine şeklinde yazıldığı halde, söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın şikayetçilere usulüne uygun biçimde tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanılmamıştır. Diğer taraftan zimmet suçu kamu idaresine karşı işlenen suçlardan olması nedeniyle ayrıca Hazineye de tebliğ edilmesi gerekmekteyken bu yönde yapılan bir tebligatada rastlanılmamıştır. Yerel mahkeme, bu yöndeki eksik hususları araştırmadan 11.03.2016 tarihinde ” …. sanığın sulama işleri dahil Çiftçi Malları Koruma Birliği adına yapılacak tüm tahsil ve gider işlerinden tek yetkili ve sorumlu olduğu, sanığın Çiftçi Malları Koruma Birliği Başkanlığı yaptığı 2012, 2013 yıllarında yaptığı harcamaları ve sulama parası gibi tahsil ettiği paraları gelir gider defterine kaydetmediği, sanığın kamu görevlisi olmadığı, eylem nedeniyle 5253 sayılı Dernekler Kanununun 32/f maddesi yollamasıyla eylemine uyan TCK’nın 155/2 maddesi gereği….” şeklindeki gerekçeyle TCK 155/2 maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun sübuta erdiğini kabul ederek mahkumiyetine karar vermiştir.
Önelikle Çiftçi Malları Koruma Başkanı olan sanık, 4081 sayılı Yasaya göre kamu kurumu olan Çiftçi Malları Koruma Başkanlığının mal ve parasına karşı işlemiş olduğu fiillerinin sübuta ermesi halinde zimmet suçunun faili olabilecektir.
Sanık hakkında öncelikle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın şikayetçilere ve Hazineye tebliğ edilip edilmediği, edilmemişse tebliğ edilmesini sağlayıp söz konusu soruşturmanın usulünce kesinleşip kesinleşmediği belirlenerek sanığın üzerine atılı fiilin tek bir eylemden ibaret olduğu ve hukuki nitelendirme ile görev husunun buna göre düşünülmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ve hatalı gerekçeyle yazılı şekilde sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma olarak nitelendiren daire bozması ile aynı görüşte olmadığım için sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.