YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15646
KARAR NO : 2020/3313
KARAR TARİHİ : 23.09.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 119 ada 4 parsel sayılı 561,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalının murisi … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün müşterek muristen intikal ettiği ve taksimen kendisine kaldığı iddiasına dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 02.06.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 205,26 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen temyize konu bölümünün müşterek muris …’den intikal ettiğini ve taksimen kendisine kaldığını ileri sürerek, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış; davalı … ise, dava konusu taşınmazın bir bölümünün müşterek muris olan dedesi …’den intikal ettiğini, bir bölümünün ise babası … tarafından üçüncü kişilerden satın alındığını savunmuş ve delil olarak 06.03.1976 tarihli ve 29.10.1976 tarihli satış senetlerini sunmuştur. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün tarafların müşterek murisi …’den intikal ettiği, taşınmaz üzerinde bulunan evin davalının babası …’in yardımıyla davacı tarafından yapıldığı ve evin yapılması hususunda … tarafından muvafakat verildiği gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazların kadastro tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanağını oluşturan kayıtlar ve kadastro tespitleri kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmemiş, davalının dayandığı satış senetleri mahallinde hudutları okunmak suretiyle yöntemince uygulanmamış, dava konusu taşınmazın temyize konu bölümünün müşterek muristen mi geldiği, davalının yakın miras bırakanı … tarafından satın mı alındığı yöntemince araştırılmamış, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanlarına itibar edilerek karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazların kadastro tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanağını oluşturan kayıtlar ve kadastro tespitleri kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları Tapu ve Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulduktan sonra, mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmaz bölümünün kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kim tarafından, ne zamandan beri ve hangi hakka dayalı olarak kullanıldığı, davalının babası … tarafından satın alınıp alınmadığı, tarafların müşterek murisinden gelip gelmediği, müşterek muristen geliyorsa murisin ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim edildiyse taşınmaz bölümünün kime düştüğü hususlarında somut olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, davalının dayandığı senetlerin hudutları tek tek okunarak sınırları zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen sınırlar teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, bilinmeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, senet tanıkları da dinlenilmek suretiyle senetlerin içerikten ve nizalı taşınmaz bölümünü kapsayıp kapsamadıkları belirlenmeye çalışılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün tarafların müşterek murisinden geldiğinin anlaşılması ve taksimen davacıya kaldığı hususunun davacı tarafça ispatlanamaması halinde, davacının aynı zamanda miras yoluyla gelen hakka da dayandığı ve her iki tarafın da muris … mirasçısı olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle, Mahkemece, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince söz konusu taşınmaz bölümünün tapu kaydının, davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmeli; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.