YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1719
KARAR NO : 2013/15937
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 1989 yılının Kasım ayında davalı Kurumca 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamında kayıt ve tescili gerçekleştirilerek 20.04.1982 tarihinden itibaren başlatılan zorunlu sigortalılığı, 2003 yılının Eylül ayında tesis edilen işlemle 05.07.1982 günü itibarıyla sonlandırılan, meslek kuruluşu ile esnaf ve sanatkarlar sicili memurluğu üyeliği bulunmayıp 01.05.1981 – 05.07.1982 döneminde vergi kaydı olan davacının 16.11.1994, 14.12.1994, 17.02.1995, 03.04.1995 tarihlerinde icra takibi üzerine, 12.02.1999 gününden itibaren de iradi olarak prim ödemelerinde bulunduğu anlaşılmakta olup uyuşmazlık, 01.05.1981 – 20.04.1982, 05.07.1982 – 01.07.2003 dönemlerinde 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olunduğunun tespitine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş, anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla yeniden değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur.
Diğer taraftan 20.04.1982 günü yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 13. maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen ve “Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlığını taşıyan ek geçici 13. maddede, 1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve yükümlülüklerinin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte başlayacağı belirtilmiştir.
1479 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler, değişiklikten önceki madde hükümlerinin öngördüğü koşullara sahip sigortalıların sigortalılıklarını sonlandırıcı etkiye sahip olmayıp bu kişilerin sigortalılık nitelikleri geçerliliklerini korumaktadır ve anılan düzenlemeler, yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık niteliği kazananlar yönünden kayıt ve koşullar içermektedir. Başka bir anlatımla yeni düzenlemeler, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra ilk kez kayıt ve tescil edilecekler için uygulanmalıdır ki buna aykırı bir düşünce, yasaca ve hukukça kabulü olanaksız olan kazanılmış hakları ortadan kaldırmak niteliğindedir.
Ayrıca, vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz.
Bununla birlikte 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi, zorunlu sigortalı sayılmayanların isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini öngörmüş bulunmakla, bu yönde tescil istemi olmamasına karşın zamanında ödenen primlere karşılık gelen sürenin isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi sosyal güvenlik ilkelerine
uygun düşmektedir. Bu gibi durumlarda, ödenen primlerin karşılığı olan süre bilirkişi incelemesi ile yöntemince saptanmalı ve ilk ödeme tarihleri esas alınarak anılan süre kadar isteğe bağlı sigortalılığa karar verilmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında yapılan irdelemede, 01.05.1981 – 20.04.1982 tarihleri arasında zorunlu sigortalılık için yeterli olan vergi kaydı bulunmakta ise de tescilin 1989 yılında gerçekleştirilmesi karşısında 1479 sayılı Kanunun ek geçici 13. maddesine göre söz konusu döneme yönelik istemin reddi yerindedir. Kalan dönem bakımından, zorunlu sigortalılık koşulu olan herhangi bir kaydın bulunmadığı dikkate alınmak suretiyle belirtilen ilkeler kapsamında, icra takibi sonucu ödenen primlerin ait olduğu dönem belirlenerek isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmeli, ayrıca, iradi prim ödemelerinin karşılığı olan süre yöntemince saptanıp 12.02.1999 gününden itibaren isteğe bağlı sigortalılık olarak benimsenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.