YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16324
KARAR NO : 2020/10529
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalı işveren bünyesinde 2009 yılından 2014 yılının Eylül ayına kadar işçi olarak çalıştığını, işverenin davacı işçinin iş akdini haklı bir gerekçe olmadan bildirimsiz olarak feshettiğini, davacının çalıştığı dönemde bir çok iş bölümlerinde gece çalıştığını, davacının 17.00-08.00 saatleri arasında cumartesi pazar dahil çalışmasının olduğunu, resmi ve dini bayramlarda gece bölümlerinde çalıştığını, 2014 yılına ait yıllık iznini kullanmadığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 2009 yılından 2014 yılının Eylül ayına kadar çalıştığını iddia ettiğini, ancak işyeri binasının yapımına 08/05/2010 tarihinde başlandığını çalışan işçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimlerinin yapıldığını, davacı tarafın bu husustaki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının ilk işe girişinin 29/03/2011-30/09/2011 tarihleri arasında olduğunu, davacının gece bekçiliği yaptığı sırada uyuduğunun tespit edildiğini, davacının iş akdinin işverence haklı sebeplerle feshedildiğini, ikinci kere çıkışı ile ikinci kez işe girişinin arasında 15 gün olduğunu, davacının iddia ettiği gibi çalışmasının nizasız ve aralıksız olmadığını, davacının ikinci kez iş akdinin 24/08/2014 tarihinde işveren şirket yetkilisie onur ve gururunu kırıcı, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı sarfettiği sözleri nedeniyle feshedildiğini iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirkette 29/03/2011 – 30/09/2011, 14/10/2011 – 29/01/2013, 30/01/2013 – 10/05/2013 ve 11/05/2013 – 25/08/2014 tarihleri arasında olmak üzere toplam 1210 gün hizmetinin bulunduğunu davacı işçinin işçilik alacaklarına dair alacağını alamadığı iddiasıyla ilgili dosya içeriği ve tüm deliller incelendiğinde, dosya kapsamında dinlenen tanık anlatımlarından davacı işçinin, diğer işçilerin yanında davalı işverene hakaret ettiği, davacı tanığının bunun aksine bir beyanda bulunmadığı görülmekle, iş akdinin haklı nedenle feshedildiği anlaşılmış olmakla kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığı, diğer işçilik alacaklarını ödemeyi gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispatı yönünde dosyada herhangi bir belgeye rastlanılmamış olup bu konuda davalı yanın iddialarını ispatlar nitelikte delil sunamamış olduğu görülerek tüm dosya içeriği ile birlikte incelendiğinde davacının fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil alacağı, yıllık izin alacağına hak kazandığı gerekçesi ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti taleplerinin reddine, sair taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının iş akdinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği uyuşmazlık konusudur.
Davacı, davalı işverenin iş akdini haklı bir gerekçe olmadan bildirimsiz feshettiğini iddia etmiş, davalı işveren ise davacının gece bekçiliği yaptığı dönemde uyuduğunu bu nedenle haklı fesih yapıldığını, 2. dönem çalışmasında ise davacının şirket yetkilisine karşı ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı sözleri nedeni ile iş akdinin feshedildiğini bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
Davalı tarafından noter aracılığı ile gönderilen fesih bildiriminde davacının işverenine ve amirine küfür ve hakaret etmek fesih nedeni olarak gösterilmiştir.
Bu konuda dinlenen davacı tanığı iş akdinin feshine dair bilgisinin olmadığını ifade etmiştir. Davalı tanıklarından … olayı işverenden duyduğunu beyan etmiş diğer davalı tanığı … ise yeminli beyanda görgüye dayalı bilgisinin olmadığını, olayı kendisinden duyduğunu ifade etmiş ancak bu kişinin kim olduğunu açıklamamıştır.
Davalı tanığı … duruşmadaki beyanında ve işverene verdiği yazılı beyanında küfür olayını doğrulamış ancak duruşmada ifade verdiği sırada davalı vekilinin talebi ile mesai saati hakkında soru sorulması üzerine davalı vekilinin yanında oturan davalı şirket yetkilisinin tanığa telkinde bulunduğu, Mahkeme tarafından bunun duyulduğu, bu nedenle tanığa sorunun sorulmasından vazgeçildiği tutanağa geçirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ile davalı tanıklarından …’in olayı davalıdan duyduğu, diğer iki davalı tanığının halen davalı işverenlikte çalıştığı davalı işveren yetkilisinin yanında çalışmakta olan tanığa duruşma esasında alenen telkinde bulunması nedeni ile beyanlarının güvenilir olmadığı anlaşıldığından davalının fesih nedeni olarak gösterdiği “işverene, amirine küfür ve hakaret etmek” eylemini ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.
Neticeten, davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.