Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/7355 E. 2020/17649 K. 08.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7355
KARAR NO : 2020/17649
KARAR TARİHİ : 08.12.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/12/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı Belediyenin Zabıta Müdürlüğünün görev alanında bulunan geri hizmetlerin yürütülmesi ve emek yoğun işlerin görülmesi maksadıyla hizmet alımı yoluna gittiğini, dava dışı … Yol A.Ş.’nin teknik ve idari şartnameler gereğince ihaleye çıkılan hizmetleri üstlendiğini, Belediye Kanunu ve yönetmelikte zabıta hizmetlerinin belediyenin asli hizmetlerinden olduğunun belirtildiğini, davalı belediyenin hizmet aldığı işçiler üzerinde yönetim hakkını doğrudan kullandığını, çalışma saatleri ve hafta izinlerini bizzat belirlediğini, sözde alt işveren …t Yol A.Ş.’nin zabıta işleriyle ilgili bir organizasyonunun olmadığını, yaptığı tüm işin bordrolama olduğunu, davacının ve arkadaşlarının fiilen zabıta memurluğu görevini yaptığını ancak Belediyenin muvazaalı işlemi nedeniyle maaşlarının düşük olduğunu ve sendikal haklardan yararlanmalarının mümkün olmadığını ileri sürerek; fazla mesai ücreti, maaş farkı, toplu iş sözleşmesinden doğan sendikal haklar ve ayrımcılık tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının Belediye personeli olmadığını, aralarında iş sözleşmesi bulunmadığını, zabıta destek personeli hizmet alımı ihalesi sebebiyle … Yol A.Ş.’de istihdam edildiğini, Devlet Memurları Kanunu’na göre değil statü hukuku olan İş Hukuku’na tabi olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde ”Zabıta hizmetlerini yapar ve yaptırır”, 51. maddesinde ”Zabıta hizmetleri kesintisiz olarak yürütülür” ifadelerinin bulunduğunu, bu yasal dayanaklar çerçevesinde T.C. Şişli Belediye Başkanlığında Zabıta Müdürlüğünün görev alanında bulunan geri hizmetlerinin yürütülmesi ve emek yoğun işlerinin hizmet alımı yoluyla gördürülmesi konusunda destek personele ihtiyaç duyulduğunu, bu kapsamda zabıta destek alım ihalesi yapıldığını, hizmet alımının muvazaalı olduğuna dair davacı iddiasının ve diğer iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yargılama Süresi ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’nun 07.07.2014 tarih ve 4687 sayılı inceleme raporunda, asıl işveren davalı … ile dava dışı alt işverenler (… Yol A.Ş.’de dahil olmak üzere) arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunun belirtildiği ve davalı … ile dava dışı alt işverenlerce söz konusu rapordaki muvazaa tespitine ilişkin saptamaların geçersizliğine hükmedilmesi için İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinde dava açıldığı ve bu davanın bekletici mesele yapılarak verilen kararın kesinleşmesinden sonra eldeki dosyada karar verilmesi gerektiği belirtilerek, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece, önceki kararda direnilmiş ve bu kararında davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce usul ve yasaya uygun bir bozma yapılmış olduğu gerekçesiyle dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda; Dairemiz bozma ilamında bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilen dava dosyasının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği ve açıklanan bu durum itibariyle, söz konusu dava dosyasının bekletici mesele yapılmasına ihtiyaç kalmadığı, sonucu itibariyle direnme kararının yerinde olduğu, ancak Özel Dairece esasa yönelik temyiz incelemesi yapılmadığından dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine davalının esasa yönelik diğer temyiz itirazları Dairemizce incelenmiş ve sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, ayrımcılık tazminatının reddi gerektiği yönündeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemece, ayrımcılık tazminatı reddedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz :
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkralarının tamamen farklı oldukları görülmekle, yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uyulmadan, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılarak verilen Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.