Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6786 E. 2020/6643 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6786
KARAR NO : 2020/6643
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, davaya konu 28010 ada 3 parselde kayıtlı 4 numaralı bağımsız bölümün davalı tarafından haksız kullanımı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 22.09.2005-11.02.2013 tarihleri arasındaki dönem için toplam 40.000 TL ecrimisilin dönem sonu faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 22.05.2009 ile 22.05.2010 tarihleri arasına ilişkin 6.000,00 TL ecrimisil alacağının dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 22.05.2010 tarihi ile 22.05.2011 tarihleri arasında 6.600,00 TL ecrimisil alacağının dönem sonunda itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 22.05.2011 tarihi ile 22.05.2012 tarihleri arasında 7.020,00 TL ecrimisil alacağının dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 22.05.2012 tarihi ile 11.02.2013 tarihleri arasındaki 5.547,00 TL ecrimisil alacağının dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine (bilirkişi raporunda belirtilen hisseleri oranında davacılara paylaştırılmasına) karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Dosya kapsamına göre, davaya konu 4 numaralı konut vasıflı taşınmazın, 22.09.2005 tarihinde davalı adına kayıtlı olduğu, 20.03.2013 tarihinde ise mülkiyet ve hisse oranlarının düzeltilmesi yoluyla davacılar adına paylı olarak tescil edildiği, dosya içinde yer alan Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/398 Esas, 2010/233 Karar sayılı dosyasına göre, davaya konu 4 numaralı dairenin 28.04.2005 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davacılar adına tescil edilmesi gerekirken, kat irtifakı kurulurken davalı adına tescil edildiği iddiasıyla davacılar tarafından dava dışı müteahhit ve davalı aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığı, mahkemece davanın kabul edildiği, bu kararında Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle 11.02.2013 tarihinde kesinleşerek 20.03.2013 tarihinde davacılar adına tescil edildiği, bahsedilen tapu iptali ve tescil davası devam ederken 22.05.2009 tarihinde davacılar tarafından dava dışı müteahhide karşı Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/198 Esas, 2010/234 Karar sayılı dosyası ile, bu dava tarihi olan 22.05.2009 tarihine kadar teslim edilmeyen 4 numaralı daire için kira alacağı talepli dava açıldığı, mahkemece kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre müteahhit tarafından teslim edilmesi gereken 13.01.2008 tarihi ile dava tarihi olan 22.05.2009 tarihi arası dönem için davacılar lehine kira alacağına hükmedildiği, bu kararın da Yargıtay incelemesinden geçerek onama suretiyle 22.05.2010 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada mahkemece, az yukarıda bahsedilen kira alacağı dava tarihi olan 22.05.2009 tarihi ile tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarih olan 11.02.2013 tarihi arasındaki dönem için hesaplanan ecrimisile hükmedildiği, davalı tarafça davaya konu yerin davalının hakimiyetinde olmadığının, davacıların taşınmazı kullanabileceğinin, taşınmazın anahtarının davacılarda olduğunun savunulduğu, duruşmada dinlenen davacılar …, … ve …’nın Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/398 Esas, 2010/233 Karar sayılı tapu iptali ve tescil davasının keşif gününde davaya konu taşınmazın anahtarının müteahhit tarafından verildiğini imzalı olarak beyan ettikleri, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/398 Esas, 2010/233 Karar sayılı tapu iptal tescil dava dosyasındaki keşfin 05.03.2010 tarihinde icra edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu 4 numaralı bağımsız bölümün anahtarının müteahhit tarafından 05.03.2010 tarihinde davacılara teslim edildiği, davacılar tarafından imzalı olarak beyan edildiğine göre, 22.05.2009 tarihi ile 05.03.2010 arasındaki dönem için hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay İlamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.