YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25527
KARAR NO : 2013/17780
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan … ve … nezdinde, …. Devlet Hastanesinde hizmet akdine dayalı olarak 01.01.2000-31.01.2005, 02.03.2005-26.01.2009, 01.01.2010-03.01.2010 ve 01.01.2011-15.03.2011 tarihleri arasında çalıştığı iddiası ile bu sürelerin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın Kabulü ile davacının Kuruma bildirilen sürelerine ek olarak, hizmet süresinin 01.01.2000 ile 31.01.2005 arasında ; 02.03.2005 ile 26.01.2009 arasında 01.01.2010 ile 03.01.2010 arasında , 01.01.2011 ile 15.03.2011 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı ve davalılardan … ve … avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar avukatlarının, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur.
Hizmet tespiti davalarında, Sosyal Sigortalar Kurumu yasal hasım konumunda olup, elde edilecek hükmün sigortalılık hakları yönünden uygulayıcısı konumundadır. Husumet konusu öncelikle halledilmesi gereken bir konu olup; Sosyal sigortalar Kurumu yanında, tespiti istenen sürede; işyerinde, işveren olarak bulunanların tümü
kendi hak alanını da ilgilendirdiğinden zorunlu dava arkadaşıdır. Zira, davanın niteliği itibariyle alınacak ilam, sonuçta SSK tarafından infaza ve böylece sigortalının bu hakkının tesciliyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline yol açacağından sigortalıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişilere karşı da açılması gerekir.
Eldeki dava ile ilgili olarak taraf ehliyeti ve husumet konusuna değinilmesi gerekir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HUMK m.38, HMK m.50, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m. 8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.2007 tarih ve 2007/5-972 Esas, 2007/972 Karar sayılı ilamı) Bu yönde, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 3 ve devamı maddelerine göre ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her Bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtası olan Valilik, Devlet tüzel kişiliğine (içişleri Bakanlığına) bağlı olup, ayrı tüzel kişiliği bulunmadığı için davada taraf ehliyetine sahip değildir. Hal böyle olunca. Valiliğe karşı açılacak davaların Valiliğin bağlı bulunduğu İçişleri Bakanlığına karşı açılması gerekir. Ancak, tespiti istenen çalışmanın geçtiği işyeri … Devlet Hastanesi olup, esas itibariyle işyerinin …’na bağlı ve halen anılan Bakanlık bünyesinde faal olması nedeniyle, davada davalı … Bakanlığına karşı husumet yöneltilmesi yerinde olup, işveren olmayan … yönünden davanın reddi gerekir.
3-)Mahkemece, verilen hükümlerin HMK’nun 294. ve 297. maddelerine dayalı olarak taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Diğer taraftan, bu tür davalarda, kurulan tespite ilişkin hükümde davacının kuruma bildirilmiş olan sürelerinin tekrar yer almasının, davacının hukuki yararının bulunmaması, infaz edilebilme kabiliyetinin olmayışı nedeniyle ve dolayısıyla HMK’nun 294. ve 297. maddelerine aykırılık oluşturacağı şüphesizdir.
Eldeki davada ise, davacının yapılan soruşturma sonucunda tutulan 24.02.2011 tarihli müfettiş raporuna istinaden 18.05.2001 – 05.03.2003 tarihleri ve 27.01.2009-27.01.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespit edilmiş olduğu ve bu dönemlere ilişkin olarak işveren … Devlet Hastanesi adına tescil edilen 11007860 sicil numaralı işyerinden davacı adına gerekli bildirimlerin yapılmış olduğu hususunun dikkate alınmaması ve tespit edilen süreleri de içerecek şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:
Hüküm fıkrasının tamamen silinerek, yerine;
“1-)Davalı … Valiliğine karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle Reddine,
2-)Davalılar … ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile;
–Davacının, kuruma bildirilenler dışında davalıya ait işyerinde 06.03.2003-31.01.2005 tarihleri arasında 657 Gün,
02.03.2005-26.01.2009 tarihleri arasında 1405 Gün,
28.01.2010-31.01.2010 tarihleri arasında 3 Gün,
01.01.2011-15.03.2011 tarihleri arasında 75 Gün süreyle olmak üzere, toplamda 2140 gün daha cari asgari ücretle ve kesintisiz çalıştığının tespitine,fazla istemin Reddine,
3-)Davalılar Harçtan Muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacı tarafından yapılan 350,00 TL bilirkişi ücreti, 105,30 TL posta+tebligat+müzekkere gideri olmak üzere toplam 455,30 TL yargılama giderinden, kabul ve reddedilen kısımlara göre 192 TL’sinin davalılar SGK ve Sağlık Bakanlığından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Gereğince 1.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar … ve SGK’dan tahsili ile davacıya verilmesine;
6-)Kısmen Kabule göre karar tarihi itibariyle AAÜT. uyarınca hesaplanan 1200,00 TL. Vekâlet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı … Kurumuna verilmesine,” hükmünün yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.