Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/22669 E. 2020/11330 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/22669
KARAR NO : 2020/11330
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının işe iade davasının kabul edilip onanmak suretiyle kesinleştiğini, işe iade talebine rağmen işverence işe başlatılmadığından işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile kıdem tazminatı ve sair sosyal hakları için başlattığı takibe davalı tarafça yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının hak ettiği tüm alacakların kendisine ödendiğini, takibin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulü ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2014/26072 esas sayılı takip dosyasındaki davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve takip alacağının %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda, davacının işe iade davasının kabul edilip onanmak suretiyle kesinleştiği ve yasal süredeki işe iade talebine rağmen işverenin davacıyı işe davet etmediğinden davacının 22.09.2014 tarihinde işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile sair sosyal hak ve alacakları ile kıdem tazminatı için toplam 30.400 TL tutarında takip başlattığı, alacaklı vekilinin talebi üzerine takibin saat 11.29 ‘da başlatıldığının icra müdürü tarafından icra dosyası içerisine derkenar olunduğu, davalının ise 22.09.2014 tarihinde kendisine ödeme emri tebliğ edilmeden saat 15.34’de 29.270,24 TL’yi davacının banka hesabına yatırdığı ve 25.09.2014 tarihinde ödeme emrinin tebliğ alınması üzerine takibe itiraz ederek takibi durduğu görülmüştür.
Davacı vekili dava dilekçesinde aynen müvekkilinin yasal süresi içerisinde işverene işe iade talebinde bulunduğunu ve talebinin 19.08.2014 tarihinde tebliğ edilerek işverenin 19.09.2014 tarihi itibariyle temerrüde düşmesi üzerine 22.09.2014 tarihinde saat 11.29 da icra takibi başlatıldığını, davalı işverenin ise takip başlatıldıktan sonra 22.09.2014 tarihinde saat 15.31’de davacı adına hak ve alacakları için 29.270,24 TL ödeme yaptığını ancak davalının 19.09.2014 tarihinde temerrüde düşmesi sebebiyle takibe kendisinin sebebiyet verdiğini, takip açıldıktan sonra yapılan ödemeden kaynaklanan giderlerden de sorumlu tutulması gerektiğinden takibe konu alacak tutarı toplamının 30.400 TL olup davalı tarafça ödenen 29.270,24 TL üzerinden hesaplanması gereken 208,00 TL takip ilk giderleri, 1.231,00 TL tahsil harcı ve 2.733,00 TL icra vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının takibe konu işe başlatmama tazminatı, kıdem tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile diğer hakları hesaplanarak davacının takipte haklı olduğu belirtilmiş ve mahkemece de itirazın tümden iptali ile takibin devamına karar verilmiş ise de davacının dava dilekçesindeki takip giderleri, tahsil harcı ve icra vekalet ücretine yönelik talepleri hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığı gibi davalının ödeme emri tebliğinden önceki ödemesine ilişkin de usulüne uygun mahsup işlemi yapılmadan takibin devamına karar verilmesi hatalı olmuştur.
İcra takibine konu 29.270,24 TL tutarındaki asıl alacak miktarının ödeme emrinin tebliğinden önce ödendiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yok ise de davalı hakkında takip başlatılmasına sebep olduğundan takip giderlerinden sorumludur.
Bu durumda Mahkemece özellikle davacının dava dilekçesindeki talepleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmak üzere konusunda uzman bilirkişiden rapor aldırılarak icra takibinden sonra ödeme yapıldığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100/I. maddesi de dikkate alınarak varsa işlenmiş faiz ile icra takip giderleri ve icra vekalet ücreti hesaplattırılıp ödenen miktar öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları ve icra vekalet ücreti, kalanı da asıl alacaktan düşülmek suretiyle varsa kalan miktar üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmelidir.
Ayrıca alacağın varlığı ile miktarı yapılan yargılama sonucu belirlenmiş olacağı gibi davacının yaptığı takip işe iade sonrası isteklere ilişkin olup bu alacakların hesaplanması ve miktarı bakımından uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ortada likit bir alacağın varlığından söz edilemez. Bu nedenle, Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 12/10/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.