Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5569 E. 2021/4452 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5569
KARAR NO : 2021/4452
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.09.2017 tarih ve 2014/353 E. – 2017/403 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.11.2019 tarih ve 2018/515 E. – 2019/1331 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkili firmanın petrol ürünleri ticareti ile iştigal ettiğini, davalı firmanın ise akaryakıt dağıtım firması olarak faaliyet gösterdiğini, 28.12.2006 tarihinde 5 yıl süreliğine davalı firma ile akaryakıt bayilik sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme ile beraber müvekkili firmanın davalı şirkete teminat maksadıyla boş çek ve ipotek verdiğini, bu bayilik sözleşmesinin 2008 yılında fesh olduğunu, ticari alışverişten kaynaklı taraflar arasında husumet doğduğunu, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından davacıya teminat maksatlı bir yaprak tarihsiz çek teslim edildiğini, işbu çekin davalı tarafından kötü niyetli olarak 730.000,00 TL bedelle doldurulduğunu, 01.05.2008 tarihinde de Mersin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2963 Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, ancak müvekkilinin davalıya borcu olmadığını, sunulan tarihsiz bayilik sözleşmesi ve tarihsiz teslim ve beyan tutanağının bu iddiayı doğrular mahiyette olduğunu, davalı tarafından bedelsiz bir senedin icraya konu edilmiş olduğunu ileri sürerek Mersin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2963 Esas sayılı icra dosyasından müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile takibe konu senedin bedelsizliğinin tespitine, haksız yapılan takip nedeniyle %15’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu çekin kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içeren bir belge olup çekle ilgili olarak borçlu olmadıklarını ileri sürenlerin aynı mahiyette belge sunmaları gerektiğini, Mersin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2963 Esas sayılı dosyasına davacıların hiçbir şekilde itiraz etmediğini, takibin bu şekilde kesinleştiğini ve icra dosyasında kısmi tahsilat yapıldığını, buna da itiraz edilmediğini, iki yıl sonra açılan bu davanın dosyayı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, davacıların takipten sonra ödeme yaptıklarına dair iddialarına itibar edilemeyeceğini, davacı tarafın ödeme belgesi varsa bunu icra dosyasına her zaman verebileceğini, davalının davacıya dört trilyona yakın tutarda akaryakıt verdiğini ancak davalının müvekkiline yönelik taahhütlerine uymadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; kambiyo senetlerinin sebepten soyut belgelerden olması nedeniyle aksini iddia edenin bunu ispat etmesi gerektiği, davacıların dava konusu çekin davalı şirketle bayilik ilişkisi nedeniyle düzenlendiğini, açığa imza atıldığını ve çekin davalı tarafça doldurulduğunun ileri sürdüğünü, çekin bayilik ilişkisi nedeniyle düzenlendiğini gösteren yazılı delil sunulmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan “Teslim ve Beyan” başlıklı belgede, teslim eden …, teslim alan ise … yazılmış olup, bu belgede davalı Balpet Petrol Ürünleri…A.Ş.’nin adının geçmediği, çekin veriliş sebebinin davacı ile davalı arasındaki bayilik ilişkisi olduğuna dair herhangi bir hüküm de bulunmadığını, dolayısıyla bu belgenin ispat yükünü davacıdan alan bir belge niteliğinde olmadığı, yine köşesinde 2008/2963 E yazan ve kalan borç miktarı olarak 247.500,00 TL yazılmış olan adi yazılı Bpet başlıklı belgede imzaların … ve … tarafından atılmış olduğu, bu belgeyi imzalayanların da dosya ve icra dosyasının tarafları olmadığı, belgeyi imzalayan kişilerin imzaları şirketler adına attıklarına dair herhangi bir düzenleme mevcut olmadığı gibi belgede tarih de mevcut olmadığı, davacının ibraz ettiği belgeler içinde dava konusu çekin teminat için düzenlendiğine dair ibare olmadığı, tarafların ticari defterleri kanuna uygun tutulmadığı için taraf defterlerindeki ibarelerin de kendileri lehine delil olamayacağı, davacı tarafın iddia ettiği borca mahsuben başka kurumlardaki alacağın temliki suretiyle tahsil edilen bedellerin dava konusu çekle ilişkilendirilmesini sağlayacak delil bulunmadığından ödemelerin çek bedelinden mahsup edilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket yetkilisinin başka bir mahkemede, borcun bir kısmının ödendiğini kabul ettiği ileri sürülmüş ise de, beyanın incelenmesinde bu çeke gönderme yapılmadığı, yer, zaman, hukuki ilişkinin ne olduğu konusunda ayrıntı içermediği dolayısıyla ikrar olarak kabul edilemeyeceği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarına göre icra takibinden sonra davacı yanca yapılan ödemelerin davalı tarafından icra dosyasına bildirilmediği, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu olduğu ancak raporlarda borç miktarları arasında çelişki bulunduğu, çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bilirkişi raporu alındığı, davacının takip tarihinden sonra davalıya ödemeler yaptığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, dava tarihi olan 17.05.2010 tarihi itibariyle Mersin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2963 esas sayılı takip dosyasında takibe konu edilen 25/04/2008 keşide tarihli, 730.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacının davalıya 544.624,27 TL borçlu olmadığının tespitine, tarafların tazminat taleplerinin reddine, takip dosyasında dava tarihinden sonra 27.05.2010 tarihinde yapılan taşınmaz satışından dolayı elde edilen 240.000,00 TL’lik tahsilatın icra müdürlüğü tarafından dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 27.847,88 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.