YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8050
KARAR NO : 2021/4599
KARAR TARİHİ : 31.05.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.06.2018 tarih ve 2017/171 E- 2018/467 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.10.2019 tarih ve 2019/376 E- 2019/2041 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 60.000 TL ve 60.436 TL bedelli iki adet bono davacı şirket tarafından keşide edilerek davalıya verildiğini, diğer davacıların bonolarda avalist olduğunu, bonolara dayanılarak Antalya 1. İcra Müdürlüğünün 2015/11881 esas ve 2015/11882 esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında imzalanan “protokol – ibraname” başlıklı belge kapsamında bir kısım mal iadesi yapılarak, çeklerle ve ayrıca protokolde belirtilmeyen bir adet çekle icra takiplerine konu borcun ödenmesine ve hatta fazladan ödeme yapılmasına karşılık davalının icra takiplerine devam ettiğini ileri sürerek, davacıların bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığını tespitini ve yapılan fazla ödemenin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı ile davacılardan … arasında protokol imzalandığını, bu anlaşmaya ve davalının cari kayıtlarına istinaden davalıya bir takım mal iadeleri yapıldığını ve çekler verildiğini, taraflar arasındaki protokolde çeklerin zamanında ödenmesi halinde borçluların ibra edileceği, çekler zamanında ödenmemesi hakinde takipte mükerrerlik olmamak şartıyla davalının icra takiplerine devam edeceğinin düzenlendiğini, 20.09.2016 keşide tarihli ve 30.000 TL bedelli çekin zamanında ödenmediğinden icra takiplerine devam edildiğini, taraflar arasındaki protokolün yenileme olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yargılama esnasındaki taraf beyanlarına göre davalının dava tarihi itbariyle 30.000 TL alacağı kaldığı her iki tarafın da kabulünde olduğu, taraflar arasındaki protokolün bir ibraname olmadığı, davalının 30.000 TL tutarlı çeke dayanarak takip yapabileceği gibi var olan takiplere de devam edebileceği, diğer taraftan davalının yaptığı tahsilatları icra dosyalarına bildirmediğinden, 2 adet bononun 90.436,00 TL’si yönünden borçlu olmadığının tespitine ve tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı vekili, istinaf dilekçesinde takip dosyalarına haricen yapılan tahsilatın, tahsil harcının borçlular tarafından ödenmemiş olması nedeniyle dosyaların kapatılamadığını bildirdiği, davalı alacaklı vekili tarafından havalesiz ve sistemde kayıtlı olmayan dilekçeler ile takip dosyalarına alacağın haricen tahsil edildiği konusunda beyanda bulunulduğu, cevap dilekçesinde 20.09.2016 tarihli, 30.000,00 TL’lik çekin ödenmediğini, bu nedenle takip işlemlerine devam etme hakkının kullanıldığı savunulduğu halde 15.12.2017 tarihli duruşmada davalı vekilinin “davacı taraftan sadece 30.000,00 TL’lik çek alacağımız kaldı” şeklindeki beyanı ile davalı alacaklı vekili tarafından takip dosyalarına sonradan eklendiği anlaşılan haricen tahsilat beyanları bütün olarak değerlendirildiğinde davacıların protokol kapsamında Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2015/11881, 2015/11882 esas sayılı dosyalarındaki takip konusu asıl alacakların ödediğinin kabulü gerektiği, ancak protokolde alacağın faiz ve fer’ilerinin ödenmediği kabul edilerek bu kısım için yeni çek verildiği, davacı şirketin lehtar ve cirantası olduğu 20.09.2016 tarihli, 30.000,00 TL bedelli çekin ödenmediği, bu çeke dayalı Antalya 16. İcra Müdürlüğünün 2016/11912 esas sayılı dosyası üzerinden keşideci hakkında takip başlatıldığı, bu hali ile davacıların Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2015/11881, 2015/11882 esas sayılı dosyalarındaki takip dayanağı bono bedellerini ödediklerinin kabulü gerektiği sonucuna ulaşıldığı, ancak karara karşı yalnız davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.633,28 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 31.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.