YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/9305
KARAR NO : 2021/5409
KARAR TARİHİ : 17.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK’nin 34/1, 230 ve 1412 sayılı CMUK’nin 308/7. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
2- Sanık hakkında 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan da kamu davası açılmış ise de; vergi suçu raporunda 2010-2011-2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenlendiğinin belirtilmesine rağmen sanık hakkında bu rapora aykırı olarak yalnızca 2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan mütalaa verilmiş olduğu, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilmiş bir mütalaa bulunmadığı anlaşıldığından, mahkeme tarafından öncelikle 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından 213 sayılı VUK’nin 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin Vergi Dairesi Başkanlığından sorulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, dava şartı olan rapor değerlendirme komisyonu mütalaası alınmadan yargılamaya devamla bu takvim yılları bakımından hükümler kurulması,
3- Sanık hakkında “2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından açılan kamu davalarında; sanığın savunmasında, aracının satılarak mükellefiyetinin sonlandırıldığından haberi olmadığı ve Acar İstanbul isimli şahıstan kamyon kiralayarak faaliyetine devam ettiğini, faturaların nakliye faaliyetine dair düzenlendiğini ve sahte olmadığını beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
a- Sanığın savunmasında belirttiği hususların doğruluğunun tespiti açısından, böyle bir kiralama olup olmadığı, hangi aracın kiralandığı ve buna dair varsa sözleşmeleri, yakıt gider faturaları, bu gider faturalarının nakliye faaliyetine konu olarak mükellef tarafından düzenlenen faturalar ile uyumlu olup olmadığının araştırılması,
b- Mükelleften mal ve hizmet satın aldığını beyan eden mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi, aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
c- Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının sorulması,
d- Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturayı düzenleyene ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları kullanan mükelleflerin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığı da araştırılıp karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hükümler kurulması,
4- Kabule göre de;
a- Sanığın mahkumiyetine karar verildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunmaması,
b- Adli emanetin 2013/368 sırasına kayıtlı dip koçanları hakkında bir karar verilmemesi yasaya aykırı,
c- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.