YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6011
KARAR NO : 2013/14517
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 20/04/2012 tarihinde kesinleşen ilam ile eşinden ikinci kez boşandıktan sonra, kendisine yetim aylığı bağlanması için davalı kuruma yaptığı başvurunun, davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Yasanın 56/2. fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle reddedilmesine ilişkin işlemin iptaline ve yetim aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, 5510 sayılı Yasanın 56/son fıkrasında yer alan düzenlemenin “bağlanmış aylık ve gelirler” yönünden uygulanma imkanının bulunduğu, somut olayda ise bağlanmış bir aylığın veya gelirin bulunmadığı, dolayısı ile davacının, aylık tahsis talebinin, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı gerekçesi ile reddedilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28/04/2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının eski eşinden ilk olarak 14/11/2000 tarihinde boşandığı ve davalı kurumdan annesinden dolayı yetim aylığı almaya başladığı, 06/11/2009 tarihinde boşandığı eşi ile yeniden evlendiği ve aldığı yetim aylığının kesilmesi için davalı kuruma bildirimde bulunarak, evlenme yardımı talebinde bulunduğu ve isteminin davalı kurumca karşılandığı, ardından 20/04/2012 tarihinde kesinleşen ilam ile eşinden ikinci kez boşandığı ve 28/03/2012 ve 30/04/2012 tarihlerinde kendisine yetim aylığı bağlanması talebi ile davalı kuruma başvurduğu anlaşılmıştır. Davalı kurumun re’sen başlattığı soruşturma neticesinde düzenlenen 10/07/2012 tarihli Kontrol Memuru raporunda; davacı ve boşandığı eşinin abonelikleri, kayıtlı oldukları Halk Sağlığı Merkezleri araştırılmış,
08/06/2012 tarihinde davacının yerleşim yerinde yapılan çevre soruşturmasında, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının ve hiç ayrılmadıklarının tespit edildiği; davacının boşandığı eşinin, Kimlik Paylaşım Sistemindeki adresinde yapılan araştırmada ise, aynı apartmanda yaşayan tanık … sorulduğunda, belirtilen dairede ve apartmanda … (davacının boşandığı eşi )isimli bir kişinin oturmadığını beyan ettiği belirtilmiştir.
SGK’ya, ölüm aylığına bağlanma talebiyle başvuran kişinin, fiilen boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının, SGK’nun 5510 sayılı Yasanın 59. maddesinde düzenlenen “denetleme ve kontrol yetkisi” çerçevesinde tespit edilmesi halinde, SGK tarafından, talep sahibinin, aylığa bağlanma isteminin reddine karar verilebilmelidir. Bu açıdan 5510 sayılı Yasanın 56/2. fıkrasındaki düzenlemenin, sadece “bağlanmış gelir ve aylıklar” yönünden değil, kıyasen “henüz bağlanmamış olup, tahsis talebinde bulunulan gelir ve aylıklar” yönünden de uygulama imkanı bulunmaktadır. Nitekim, ilgili maddenin başlığı da, “Gelir ve Aylık Bağlanamayacak Haller” şeklinde düzenlenmiştir. Bu yönüyle yerel mahkemenin, davacıya kurumca henüz aylık bağlanmadığını gerekçe göstererek davanın kabulüne karar vermesi hatalıdır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, denetim sırasında yapılan çevre soruşturmasında davacının boşandığı eşinin Nüfus Müdürlüğü kayıtlarında yer alan yerleşim yerinde fiilen yaşamadığının; davacının kayıtlardaki yerleşim yerinde davacı ile fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi hususları göz önüne alındığında; davacı ve boşandığı eşinin boşandıktan sonra da aynı adreste eylemli olarak birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/07/2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.