Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/15273 E. 2020/17803 K. 02.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/15273
KARAR NO : 2020/17803
KARAR TARİHİ : 02.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar … ve … hakkında mağdur …’i kasten yaralama suçundan verilen beraat kararlarına yönelik bir temyiz istemi bulunmadığından bu hükümler temyiz kapsamı dışında tutulmuştur.
1) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aynı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizinin mümkün olmadığı, katılan vekili tarafından yapılan itiraz neticesinde Çorlu 2 Ağır Ceza Mahkemesinin 26/12/2016 tarihli ve 2016/94 D. iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen beraat kararı ile sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan
kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık … hakkında hükmolunan temel cezanın doğrudan 5237 sayılı TCK’nun 152/1-a. maddesi gereğince belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması sonuç ceza doğru olarak hesaplandığından ve sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık …’in ve katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
a) Katılan …’ın TESKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yaptığı gözetildiğinde, katılanın TCK’nin 6/1-c maddesi anlamında kamu görevlisi olup olmadığı hususu araştırılarak sanık hakkında kurulan hükümde TCK’nin 86/3-c. maddesi gereğince arttırım yapılıp yapılmayacağı hususunun kararda tartışılmaması,
b) Suç tarihinde görevleri gereği sanığın iş yerine giden katılan … ve … ile sanıklar … ve … arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, katılanın TCK’nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan vasıta ile vücudunda kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralandığı ve hakkında katılan …’ı kasten yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık … hakkında TCK’nin 86/3-e maddesi uygulandığı olayda sanıkların fiil üzerinde hakimiyet kurdukları ve neticeye birlikte sebebiyet verdikleri gözetilerek sanık … hakkında da TCK’nin 86/3-e maddesi uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Katılanın yaralanmasına ilişkin alınan … İlçe Devlet Hastanesinin 22.06.2015 tarihli adli raporunda tespit edilen kırığın hayati fonksiyonlara etki derecesinin sayısal olarak belirtilmediği ve raporun Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; mahkeme tarafından katılanın tüm tedavi belgeleri ve raporları, varsa grafileri en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek ve meydana gelen kemik kırığının hayati fonksiyonlara etki derecesi hususunda denetime elverişli olacak nitelikteki raporu alınarak neticesine göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
d) Sanık hakkında TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen “1 yıl” hapis cezasının, TCK’nin 87/3. maddesine göre (1/3) artırılması sırasında “1 yıl 4 ay” hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak “1 yıl 3 ay” hapis cezasına hükmedilmesi ve bu miktar üzerinden indirimlerin yapılması suretiyle eksik ceza verilmesi,
e) Mahkemece, ilk haksız hareket hareketin kimden geldiğinin belirlenemediğinden bahisle sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığının belirtilmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi uygulanırken, TCK’nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesi gereğince asgari hadden indirim yapılması gerekirken; (½) oranında indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın, katılan … vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.