YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3727
KARAR NO : 2021/3015
KARAR TARİHİ : 31.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : …, …
DAVA TÜRÜ : Paydaşlar Arası Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı … yönünden feragat nedeniyle reddine, diğer davacı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili ve davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar … ve … vekili; müvekkillerinin murisi …’ın (ölüm 17.07.1996) kendilerinden mal kaçırmak amacıyla maliki olduğu… İlçesi, 111/4, 111/6, 111/28 parselde kayıtlı taşınmazları davalı … …’a devrettiğini, muris muvazaası nedeniyle Birecik Asliye Hukuk Mahkemesinde 2010/43 Esasıyla tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, yargılama sonucunda kabul kararı verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 01.10.2012 tarihinde kesinleştiğini, bu karar sonucunda müvekkillerinin anılan taşınmazlarda pay sahibi olduklarını, davalının fıstık bahçesi ve zeytinlikten ibaret olan taşınmazlardan uzun yıllardır tek başına tasarrufta bulunarak gelir elde ettiğini, müvekkillerine hiçbir şekilde pay vermediğini belirterek, muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihi olan 01.10.2012’den geriye doğru 5 yıllık 10.000 TL ecrimisilin dönemsel faizi birlikte davalıdan alınmasını istemiş, davacı … 18.09.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile davasından feragat etmiştir.
Davalı vekili; davacının açtığı davayı kabul etmediklerini, dava dilekçesinde 3 adet parsel için ecrimisil istendiğini, hangi parsele nelerin ekili olduğu ve hangi parselden ne kadar alacaklı oldukları hususlarına değinilmeden dava açıldığını, bu da davacıların söz konusu davada herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını gösterdiğini, 4 parselde 300, 6 parselde 200 zeytin ağacı, 28 parselde ise 500 fıstık ağacı ekili bulunduğunu, 4 ve 6 parsel için ortaklığın giderilmesi ve üzerinde bulunan ağaçların zilyetliğinin tespiti için dava açtıklarını, bu parsellerde ağaçların 7-8 yaşında olduğunu, bu ağaçların mahsul vermesi için zaten 7-8 yıl geçmesi gerektiğini, yine 28 parseldeki fıstık ağaçlarının yaşının ise 25-30 olduğu, bu ağaçların da mahsul vermesi için 25-30 yıl geçmesi gerektiğini, ekili olan bu ağaçların yeni mahsul vermeye başladığını belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 111/28 parsel sayılı taşınmaz açısından talep edilen hususun fıstıklık, 111/4 ve 111/6 parsel sayılı taşınmazlar açısından ise zeytinlik geliri olduğu, dava konusu taşınmazların davacıların murisi tarafından davalıya muvazaalı olarak satıldığına ilişkin Birecik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/43 Esas sayılı dava dosyasının kesinleşmesiyle davalının dava konusu taşınmazların malik olmayan kötüniyetli zilyedi haline geldiği ve davalıdan ecrimisil tazminatı talep edilebileceği, ancak 111/4 parsel üzerindeki 300 adet zeytin ağacı ile 111/6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 200 adet zeytin ağacının aidiyetinin tespiti hakkında Birecik Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2013/11 Esas sayılı dava sonucunda, bahsi geçen zeytin ağaçlarının davalıya aidiyetinin tespit edilmesiyle bu taşınmazlar açısından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 111/28 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fıstıklığın ise davacı … hissesine düşen miktarı kadar davanın kabulüne karar verilmesi yönünde kanaat oluştuğu belirtilerek, 111 ada 28 parsel sayılı taşınmazın 38.793 m2 yüzölçümü büyüklüğündeki kısmı üzerinde bulunan fıstıklığın 01.10.2007 ila 01.10.2012 yılları arasındaki haksız kullanım bedeli olan 22.211,52 TL’nin ait oldukları yıllardan itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı …’e ödenmesine, 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan zeytin ağaçları yönünden açılan davanın; ağaçların davalı tarafından dikilip yetiştirildiği tespit edildiğinden reddine, diğer davacı … yönünden ise feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yerlerden olması veya davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması bu kuralın istisnalarındandır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların, davalıya karşı dava konusu 4, 6 ve 28 parsellerle ilgili muris muvazaası nedeniyle Birecik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/43 Esasında tapu iptal ve tescil davası açtığı, davanın kabul ile sonuçlandığı ve Yargıtay denetiminden geçerek 01.10.2012 tarihinde kesinleştiği, davacıların dava konusu üç taşınmazda da davalı … ile paydaş haline geldiği, 111/4 ve 111/6 parsellerin 8-10 yaşlarında kapama zeytin bahçesi olduğu, 111/28 parselin ise 7.500 m2’sinin sulu tarım arazisi olarak dava dışı paydaş tarafından kullanıldığı, geri kalan 38.793 m2’sinin ise 45-50 yaşlarında kapama antep fıstığı bahçesi olduğu, davalı …’in 4 ve 6 parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının kendisi tarafından meydana getirildiğinin tespiti için dava açtığı, aynı Mahkemede 2013/11 Esasıyla açılan bu davanın kabul edildiği ve taraflarca temyiz edilmeksizin 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, 28 parsel ile ilgili olarak üzerindeki fıstık ağaçlarının aidiyetinin tespiti için 2015/285 Esasıyla açtığı davanın da kabul edildiği, ancak Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 16.03.2020 tarihli ve 2020/2634 sayılı karar ile; dava konusu ağaçların kadastro tespitinden önce taşınmaz üzerinde bulunduğu, davanın ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3.maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığı, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlar yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek 28 parselin üzerindeki ağaçlarla ilgili kararın bozulduğu, yapılan karar düzeltme isteminin de eldeki dosyanın incelendiği 31.03.2021 tarihinde 2021/2989 sayılı karar ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
1.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin tüm, davacı … vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ecrimisil hesabı, uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre yapılacak hesaplamada, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmeli ve buna göre ecrimisil belirlenmelidir.
Somut olayda; davalının, dava konusu 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazları işgal ettiği ve anılan parseller üzerindeki ağaçların da davalıya ait olduğu anlaşılmakla; boş arazi üzerinden az yukarıda belirtmiş olduğumuz hesaplama yöntemiyle bulunacak ecrimisil miktarına davacının payı oranında hükmedilmesi gerekirken, 4 ve 6 parsel yönünden yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de;
Bilirkişilerin, davalının 28 parselde kullandığı antep fıstığı bahçesi kısmı ile ilgili 22.615 TL hesaplama yapmış olmalarına rağmen Mahkemece yanlış değerlendirme ile 22.211,52 TL’ye hükmedilmesi hatalıdır.
Öte yandan HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Eldeki dosyada; davacı vekili, dava dilekçesinde; talep edilen ecrimisil alacağının ait oldukları yıllardan itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğu, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir. Bu durumda, Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkânı bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı … vekilinin ise sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, davacı … vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 380,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.137,26 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.