Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15849 E. 2021/2969 K. 31.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15849
KARAR NO : 2021/2969
KARAR TARİHİ : 31.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve feragat nedeni ile reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkillerinden …’ın 6541 ada, 1 parselde (F blok) 341/2400 hissesi, …’ın 85/2400 hissesi, …’ın 78/2400 hissesinin bulunduğunu, müvekkillerinin hisselerinin davalılar tarafından işgal edildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık 2.400,00TL ecrimisil bedelinin müvekkillerine hisseleri oranında ödenmesine, yargılama harç ve gideri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, çekişme konusu taşınmazda kendisinin de paydaş olduğunu, diğer paydaşlarla birlikte davacı firma ile noterde 06.10.1997 tarihinde satış vaadi ve dükkan karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, yüklenici olan davacı firmanın edimlerini yerine getirmediğini, dava dışı paydaşlardan Selviye Gedikli’nin açmış olduğu iptal ve tescil davasının derdest olup neticesinin beklenmesi gerektiğini, diğer davacılarında şirketin ortağı olup, ecrimisil talep edemeyeceklerini, yine dava tarihinden ileriye doğru ecrimisil talep edilemeyeceği gibi, reeskont faizi de istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, 10.09.2013 tarihli ve 2012/85-2013/474 sayılı ilamı ile davalı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 53.889,42 TL ecrimisilin tahsiline, diğer davalılar hakkında açılan davanın feragat sebebi ile reddine, yine davacılar Hacı … ile Hacı … ‘nin açmış olduğu davanın da aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün davalı … vekili ile katılma yoluyla davacı firma vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/10187 – 2015/11551 sayılı ilamı ile “…. evrak arasına sunulan yönetim planında davalı …’nin imzasının bulunmadığı da gözetilerek, öncelikle taraflar arasında Kartal 1. Noterliğinde düzenlenen 06.10.1997 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Dükkan Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin dağıtım ve paylaştırma plan ve ekleri de dahil olmak üzere tamamının onaylı bir suretinin temin edilerek mahallinde yeniden konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, sözleşme gereğince çekişmeye konu F Blok 22 nolu dükkanın hangi paydaş veya paydaşlara bırakıldığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, bu konuda sözleşme ve eklerinde bir açıklık yok ise, kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulu olmayan çekişmeye konu 6541 ada 1 nolu parsel üzerinde tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulması, davalı … tarafından kullanıldığı iddia edilen ecrimisile konu dükkanın hangi paydaşın kullanımına terk edildiğinin saptanması, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın yukarıda değinildiği gibi, Türk Medeni Kanunu’nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümleneceğinin düşünülmesi, ecrimisil hesabı konusunda tarafların gösterdikleri ve gösterecekleri emsallerin de değerlendirilerek yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bilirkişilerden ecrimisil hesabı konusunda denetime elverişli rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Kabul tarzı itibariyle de, 30.01.2012 tarihinde açılan eldeki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. vd. maddeleri hükmü gereğince belirsiz alacak davası olduğu, davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ecrimisil talebinde bulunduğu halde, yanılgılı değerlendirme ile davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşılık davalı … vekilinin yapmış olduğu zamanaşımı itirazının dikkate alınarak ıslah tarihi itibariyle bir kısım ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığından bahisle davacı taraf yararına eksik ecrimisile hükmedilmiş olması da doğru değildir.” denmekle karar bozulmuş, bozma üzerine Mahkemece davalı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 65.453,91 TL ecrimisilin tahsiline, diğer davalılar hakkında açılan davanın feragat sebebi ile reddine, yine davacılar Hacı … ile Hacı … ‘nin açmış olduğu davanın da aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı … vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 6541 ada 1 parsel sayılı, dükkan vasıflı taşınmazın taraflar arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, yönetim planı ile F blok 22 no.lu bağımsız bölümün 13/2400 hissesinin davalı …’a, 54/2400 hissesinin davacı şirkete özgülendiği, İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/908 Esas ve 2014/411 Karar sayılı, 17.06.2014 tarihli ilamı ile 6541 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ortaklığın kat mülkiyeti kurulmak suretiyle giderilmesine, F blok 22 no.lu bağımsız bölümün 13/70 hissesinin davalı …, 57/70 hissesinin … adına tapuya kayıt ve tesciline, …’un yönetim planını, bağımsız bölüm listesini hüküm ile birlikte imzalamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm 26.02.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı).
Somut olaya gelince; her ne kadar Mahkemece dava konusu F blok 22 no.lu bağımsız bölümde yer alan dükkanın …’a ait olduğu belirtilerek “… Malzemeleri” ismi ile …tarafından kullanıldığı keşfen saptanmış ise de Şerafettin Şenol’un dükkanı …’a tebaen kullanıp kullanmadığı hususu araştırılmamıştır. Dükkanın dava dışı …tarafından davalı …’a tebaen kullanıldığının belirlenmesi halinde az yukarıda izah edilen ilke kararları çerçevesinde intifadan men olgusu üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.