Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/26444 E. 2012/25729 K. 15.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26444
KARAR NO : 2012/25729
KARAR TARİHİ : 15.11.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, Toplu Konut Projesi adı altında yaptırılan Kentsel Yenileme Projesi kapsamında kalan … İli, ….İlçesi, 23646 ada, C-1-4.Blokta bulunan 51 numaralı bağımsız bölümü mesken olarak satın aldığını, su abonesi olmak için davalı idareye başvurduğunu, davalının talebi üzerine kanal katılım ve şebeke bedeli ödeyerek su abonesi olabildiğini, bu kapsamda sözleşme bedeli ve giderler karşılığı 1.015,43-TL.sini 15.01.2009 tarihinde ödemek zorunda kaldığını,ilk taksiti olarak 06.02.2009 tarihinde 550,00-TL. ve 2.taksit 17.03.2009 tarihinde 550,00-TL.yi , 3.taksit olan 15.04.2009 tarihinde 550,00-TL.yi davalıya ödemek zorunda kaldığını beyan ederek 1.015,43-TL.nin 15.01.2009 tarihinden itibaren,ilk taksit olan 550,00-TL.nin 06.02.2009 tarihinden itibaren, 2.taksit 550,00-TL.nin 17.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte iadesine, 3.taksit 550,00-TL.nin 15.04.2009 vadeli davalı kurum tarafından borçlandırılan senedin iptali ve ödemesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin, davanın kabulüne dair dair kararının davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 10.03.2010 tarih ve 2009/ 13047 esas 2010/ 2986 karar sayılı ilamı ile; “….hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması halinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Bu konuda tarafların delilleri toplanıp gerektiğinde keşif ve bilirkişi
İncelemesi yapılarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak; dava konusu konutun TOKİ tarafından yapıldığı, TOKİ Kanunun ek 9.maddesine göre; kanal katılım ve şebeke bedeli istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.089,96-TL nin dava tarihi olan 14.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacaklısı davalı ASKİ Genel Müdürlüğü, borçlusu davacı … olan 15.04.2009 vadeli 550,00-TL bedelli senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin davacı açısından iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının satın aldığı konuta su abonesi olmak için kanal katılım payı ödemekle yükümlü olup olmadığı konusundadır.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı başlığı altında 87.maddesi “Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, kanalizasyon harcamalarına katılma payı alınır:
a)Kanalizasyon tesisi yapılması,
b)Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi iki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır.” düzenlemesi getirmiştir. Aynı yasanın 88.maddesi su Tesisleri için 87.maddeye paralel bir düzenleme öngörmüştür.
Bu yasa maddesine dayalı olarak çıkarılan ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesinde de gerek yeni bir kanalizasyon tesisi yapılması ve gerekse mevcut tesisin ıslahı durumunda taşınmaz sahiplerinden katılma payı alınacağı öngörülmüş; bunun belli bir oranının inşaat ruhsatı alınma aşamasında avans olarak tahsil edileceği, bakiyesinin de su aboneliği aşamasında bina değeri esas alınmak ve %2 oranını geçememek üzere tahsil edileceği belirlenmiştir.
Yukarıda belirtilen yasa ve tarifeler yönetmeliği hükümleri birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafça yeni kanalizasyon ve içme suyu tesisleri yapılmış veya mevcutların iyileştirilmesi yapıldığı taktirde, tesislerin hizmet edeceği saha dahilindeki gayrimenkul sahiplerinden yönetmelikte belirlenen ilkelere göre su ve kanalizasyon tesisleri katılım payı talebe hakkı vardır. Ancak bu katılım payı davalı tarafça hizmet götürülmesi koşuluna bağlı olarak alınır. Bu durumda hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması halinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür.
Davacı, dairesine su abonesi olabilmek için toplam 2.089 TL kanal katılım ve şebeke bedeli ödediğini, davalıda 550 TL.lik de ödenmemiş senedinin bulunduğunu belirterek ödediği bedelin iadesi ve davalıda bulunan senedin iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemenin, davanın kabulüne dair kararının davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizce; “….hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması halinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi mimar Sümer Demir tarafından düzenlenen rapora göre, TOKİ Kanununun ek 9.maddesine göre, kanal katılım ve şebeke bedelinin istenemeyeceği, mahkemece aksinin kabulü halinde davacıdan istenebilecek kanal katılım ve şebeke bedelinin 1.165,07 TL olduğu belirlenmiş, mahkemece davacıdan kanal katılım ve şebeke bedelinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bozma öncesi gerekçeli kararda dava konusu taşınmazın iskan ruhsatının alındığı, iskan ruhsatı alınan yerden kanal talımı bedeli istenemeyeceği gerekçesi ile birlikte dava konusu konutun TOKİ tarafından yaptırıldığı,bu nedenle kanal katılım bedeli istenemeyeği hususu da belirtilmek suretiyle davanın kabulüne dair verilen hükmün Dairemizce davalı yararına bozulmasına karar verildiğine ve mahkemece bozma ilamına uyulduğuna göre davalının hizmet götürmek şartı ile kanal katılım ve şebeke bedeli isteyebileceği hususu davalı lehine müktesep hak teşkil etmiştir. Hal böyle olunca davacının dava konusu konutun bulunduğu yere hizmet götürdüğü hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığına ve bu husus da mahkemenin kabulünde olduğuna göre, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.