YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2029
KARAR NO : 2021/3871
KARAR TARİHİ : 20.04.2021
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.12.2019 tarih ve 2019/49 E. – 2019/1014 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, … ve müvekkilinin evli oldukları dönemde yaklaşık 20.000,00 TL değerindeki 16’sı Adana Burması 4’ü düz olmak üzere 22 ayar toplam 20 bileziği davalı … Şubesinden kiraladıkları kasaya koyduğu, altınların konulduğu kasanın “ancak tarafların birlikte müracaatları durumunda açılabileceği”nin açıkça hükme bağlandığı, eşinin, boşanma davası devam ederken tek başına bankaya giderek, banka görevlisinin de “tarafların birlikte gelmesi durumunda kasanın açılabileceği” yönündeki sözleşme hükmünü ihlal ederek altınları teslim ettiği, bankanın hukuki sorumluluğunun doğduğu, boşanma davası sonuçlanınca banka görevlisinin müvekkilini arayıp, kasayı ve ortak hesabı kapatacağını beyan etmesi üzerine, müvekkilinin 02.07.2014 tarihinde bankaya gittiği, banka görevlisi ile kasaya indiklerinde kasanın banka görevlisi tarafından açılması üzerine, müvekkilinin kasanın boşaltılmış olduğunu gördüğünü beyanla, toplam 20 tane bileziğin aynen iadesine, mümkün olmadığında da bedeli 20.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından, davacı ile boşanmakta olduğu …’a kiralık kasa tahsis edildiğini, kasanın kullanılıp kapatılmasından sonra davanın açıldığını, davacı ile …’un 02/07/2014 tarihinde müvekkili bankayı ibra ettiklerini, ibradan sonra davanın açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hiçbir şart ve koşul olmaksızın ibra edildiğini, yapılan bu ibra ile davacı ile Serdar Selçuk’un yapmış oldukları tek başına kasa girişlerini kabul ettiklerini, davacının 6 kez tek başına kasa girişi yaptığını, müvekkili bankaya verilen ortak hesap talimatına aykırı tek başına giriş yaptığını, bu nedenle davacının iyi niyetli olmadığını, davacının kasada olduğunu iddia ettiği eşyaların tek başına kasaya yaptığı girişlerde alınmış olabileceğini, yine ziynet eşyalarının kiralık kasaya hiç girmemiş olabileceğini, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ziynet eşyalarının ortalama bir Türk ailesinde olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ve dava dışı eşi … ile davalı banka arasında 21/07/2010 tarihli Ortak Hesap Sözleşmesi ve Kiralık Kasa Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelere istinaden davacı ve eşine kiralık kasa tahsis edildiği, davacının, eşinin rızası olmadan kasadan ziynet eşyalarını aldığı iddiasıyla bankadan tahsili talepli işbu davayı açtığı, ancak davalı bankaca cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen kiralık kasa kartonunun incelenmesinde tarafların bir çok tarihte tek başına kiralık kasaya girdikleri ve kullandıkları, kasanın boşaltıldığının öğrenildiğinin iddia edildiği 02/07/2014 tarihinde davacı ve eşinin kiralık kasa sözleşmesini feshettiği ve bankayı ibra ettiği, davacı tarafın ibranamenin varlığını kabul ettiği, kasanın halihazırdaki durumu kontrol edilmeden bankanın ibra edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı bankadan talepte bulunamayacağı gerekçeleriyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 6502 sayılı Yasa’nın 73/2. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 20.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.