YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5371
KARAR NO : 2021/4518
KARAR TARİHİ : 27.05.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.03.2017 tarih ve 2016/61 E. – 2017/115 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.01.2020 tarih ve 2017/3695 E. – 2020/69 K. sayılı karar davacı vekilince temyiz edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz dilekçesinin reddine dair 13.02.2020 tarihli ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davaya konu alacağın, davalı …’nın ortağı olduğu… Sanayi ve Ticaret AŞ’deki hissesinin diğer ortaklara devrinden kaynaklandığını, müvekkil şirketin bu bonolara teminat amaçlı imza koyduğunu, daha sonra davaya konu senetlerin bir kısmının takibe konulduğunu, davalı alacaklı ile davaya konu senetlerin müteselsil borçluları ve 3.kişi … arasında bir protokol imzalanarak borcun 3.kişi …’na nakledildiğini ileri sürerek, müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığının tesbitine, Tekirdağ 1.İcra Müdürlüğü’nün 2013/5093 esas sayılı takibin iptaline, davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senetlere “teminat amaçlı” imza koyma iddiasının gerçek dışı olduğunu, protokol başlıklı belgenin borç nakli anlaşması olmadığını, belgenin senetleri ortadan kaldırılıp geçersizleştirecek kayıtsız şartsız bir ifade içermediğini, senetlerin varlığını ve geçerliğinin devam ettiğini bildiren bir şartlı ödeme yolu düzenlendiğini, ancak şart ve ödemenin hiçbir zaman gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın söz konusu 09.03.2007 tarihli sözleşme kapsamında davacının borcunu nakletmiş olduğu ve bu hususu kabul etmiş olmasına rağmen icra takibinde bulunması nedeni ile haksız olarak icra takibinde bulunduğu ve bu hususta da kötü niyetle hareket etmiş olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının Tekirdağ 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5093 İcra sayılı dosyası kapsamında yapılan takip bakımından davalıya 5.476.026,00 TL borçlu olmadığının tespitine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72/5. maddesi gereğince 1.095.205,20 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, senetler ve sözleşme eski tarihli olsa da takip tarihi 2013 yılı olduğundan 6101 sayılı Yürürlük Kanunu 1. maddesine göre TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 09.03.2007 tarihli protokolün borcun nakli sözleşmesi niteliğinde olduğu, buna göre davalı …’nın alacaklı, davacı Fırat Toprak San ve Tic. A.Ş. eski borçlu ve dava dışı … da yeni borçlu sıfatında olduğu, alacaklı eski borçlu, yeni borçlu bir protokolü birlikte imzalamamış olmakla TBK anlamında iç sözleşme ve dış sözleşmenin de birlikte imzalandığı, ilk derece mahkemesince tarafların delilleri toplanmadan ve protokol hükümlerine göre edimler denetlenmeden, dış üstlenme sözleşmesinin varlığı yeterli görülerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de, borcun iç ve dış yüklenilmesine ilişkin sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilip getirilmediği denetlenmeden, tarafların ve dava dışı yeni borçlunun kayıtları incelenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken hiçbir delil toplanmadan karar verildiği gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 13.02.2020 tarihli Ek Karar ile, kesin nitelikteki Daire kararının temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ek Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kesin karara yönelik başvurunun reddine dair 13/02/2020 tarihli ek kararda, hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin kesin karara karşı temyiz isteminin reddiyle, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 13.02.2020 tarihli ek kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi