Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2974 E. 2021/3901 K. 21.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2974
KARAR NO : 2021/3901
KARAR TARİHİ : 21.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.03.2018 tarih ve 2015/1064 E- 2018/288 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.05.2019 tarih ve 2018/784 E- 2019/670 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında kömür alım satım sözleşmesinden kaynaklı cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davacının davalı tarafından ithal edilen kömürü yurt içinde kendi müşterilerine sattığını, davalı tarafından 12/11/2015 tarihli cari hesap ekstresinde davacının 220.719,87 ABD Doları borçlu gösterildiğini, oysa ki gerçek borcun bu kadar olmadığını, fatura değerleri üzerinden 68.019,87 ABD Doları daha az borç olduğu gibi sözleşmede kömürün belirlenen nitelikte olmaması nedeniyle davacının uğrayacağı zararın davalı tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, buna göre davacının dava dışı 3. kişiye ödediği 25.439,81 ABD Doları ceza faturalarının davalı tarafından karşılanması gerektiğini, ayrıca davacının davalıya verdiği lehtarı dava dışı Berçelan Madencilik firması olan teminat mektubunun 38.323 ABD Doları karşılığı nakte çevrildiği halde borçtan düşülmediğini ileri sürerek cari hesapta davacının davalıya toplam 131.781,68 ABD Doları borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı tarafından davacıya gönderilen 18/03/2015 tarihli ihtarname ile 598.762,34 ABD Doları borcun 7 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davacının bu ihtara verdiği cevapta borcun 25/03/2015 tarihi itibariyle 513.621,00 ABD Doları olduğu ve bu borcu en geç 03/05/2015 tarihinde ödeyeceklerini beyan ettiğini, davacının yaptığı ödemeler sonrası 08/01/2016 tarihi itibariyle bakiye 210.459,42 ABD Doları borçlu bulunduğunu, davacının süresi içinde yaptığı bir ayıp ihbarı bulunmadığı gibi malın ayıplı olduğuna dair kabul edilebilir bir test sonucu bulunmadığını ve ayrıca ayıplı olduğu iddia olunan malın davalıdan alınan mal olup olmadığının da belli olmadığını, dava dışı Berçelan Madecilik teminat mektubu ile davacı arasında bir ilgi bulunmadığını savunarak davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ile taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmelerine, dosyaya örneği sunulan 12/08/2014 tarihli teminat mektubuna, davalı şirket yetkilisinin 23/11/2017 tarihli duruşmada alınan yeminli beyanına göre; tarafların kabulünde olan sözleşmeler kapsamında davalının davacıya kömür satışı yaptığı, aralarında bundan kaynaklı cari hesap ilişkisinin bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava dilekçesinde de belirtildiği gibi fazladan hesap edilen para, dava dışı firmanın kestiği fatura bedelleri ve teminat mektubundan kaynaklandığı, 12/08/2014 tarihli bu mektubun dava dışı Berçelan Temizlik Hizmetleri…Ltd.Şti. tarafından davalı şirket lehine verildiği, davalı şirket yetkilisinin yeminli beyanına göre, bu mektubun davacıyla bir ilgisinin olmadığı, ayrıca hesaplarda görülen 105.800 USD bedelli çekin daha sonra davacıya iade edildiği, dava dışı Kars Çimento firmasının davacıya kestiği toplam 25.439,81 ABD Doları bedelli faturalar yönünden ise taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında davacı satın alınan malın ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de, TTK 23/1-c maddesine göre usulüne uygun ve süresinde bir ihbar yapmadığı, dava dışı üçüncü kişinin tek taraflı düzenlediği belgelerin ayıbın ispati için yeterli görülmediği, davacının ayrıca bir tespitinin olmadığı, iade edilen çek de dikkate alındığında davalının fazladan bir talebinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve %20 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı, teminat mektubu ile dava dışı şirket çekine yönelik iddialarını ispat edemediği bu hususlarda teklif edilen yeminin davalı şirket yetkilisi tarafından eda edildiği, davadan sonra yapılan ödemelerin bu davanın konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.