YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14014
KARAR NO : 2012/1946
KARAR TARİHİ : 14.02.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.04.2007 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davalının taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddine dair verilen 30.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve duruşmasız temyizi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.02.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil ve vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av…. geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 14.05.1993 tarihli biçimine uygun düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı … ve davaya dahil edilenler, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, bedelinin ödenmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter
önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Davada dayanılan 14.05.1993 tarihli sözleşme hüküm ve sonuç doğuracağından vaat alacaklısı olan davacı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan (davalılardan) edim yerine getirilmediğinden Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Sözleşmenin vekaleten yapılmış olması, sözleşmenin geçerliliğine etkili olmadığı gibi vekilin davada taraf durumunu alması da gerekmez.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden satış vaadi borçluları …, … ve …, …’nın davalı ve davaya dahil edilenlerin ortak mirasbırakanları oldukları, bunlardan …’in 16.05.1993, …’nin ise 10.09.1995 tarihinde öldükleri, eldeki davanın ölümlerden sonra 20.04.2007 tarihinde açıldığı görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 599.maddesi uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanacaklarından, davada hem mirasçılardan olan davalı …’na hem de davaya dahil edilen diğer mirasçılara husumet düşer. Dolayısıyla, dava gerçek hasımlar davalı gösterilmek suretiyle açıldığından, çekişmenin esasının incelenmesi gerekir.
Mahkemece, yapılan bu saptama bir yana bırakılarak pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddedilmiş olması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2).bent uyarınca davalıların temyiz isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 14.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.