Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/2098 E. 2012/8336 K. 28.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2098
KARAR NO : 2012/8336
KARAR TARİHİ : 28.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.12.2011 gün ve 247/433 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına ham toprak niteliğiyle tespit ve tescil edilen 181 ada 57 sayılı parselin vekiledenine annesinden kaldığını, vekiledeninin ailesi tarafından 60 yıldan beri kullanıldığını, vekiledeninin de yaklaşık otuz yılı aşkın bir süreden beri taşınmaz üzerinde tasarrufda bulunduğunu açıklayarak Hazinenin tapu kaydının 15.000 m2 bakımından iptali ile vekiledeni … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Hazine temsilcisi taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altına bulunan yerlerden olduğunu bitişikte bulunan 17 sayılı parselin mera olarak sınırlandırıldığını ve tescili istenen taşınmazın dere yatağı kapsamında meranın bitişiğinde yer aldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece kazanma koşulları ve süresinin davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle 181 ada 57 sayılı parselin tapu kaydının 15.000 m2’lik kısmı bakımından iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve annesinden intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşulları davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle Hazine’nin tapusunun kısmen iptaline karar verilmiş ise de mahkemenin davacının aktif dava açma ehliyeti bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır. Aktif dava ehliyetinin varlığı dava koşulları arasında yer alır. Bu nedenle mahkemece kendiliğinden bu husus üzerinde durulması gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın annesinden vekiledenine ve ailesine intikal ettiğini bildirmiş, mahkemece 12.05.2011 tarihinde yapılan keşifte tutanak bilirkişisi Mehmet İbiş ise beyanında, dava konusu ve tesciline karar verilen taşınmazın esasen davacının anne tarafından dedesi …’dan kaldığını, … tarafından tasarruf edildiğini, daha sonra …’ın kızı ve davacının annesi olan kişiye düştüğünü ancak dava konusu yerin, davacı … tarafından kullanıldığını belirtmiştir.
Saptanan bu somut olgu karşısında taşınmazın davacının annesi …’den kaldığı Uyap üzerinden alınan ve dosya arasına konulan nüfus aile kayıt tablosuna göre … ve … kızı, 1935 d.lu ve henüz sağ olduğu belirlenmiştir. Taşınmaz davacının annesi …’in babası …dan…’e kaldığına göre davacı …’in bu taşınmazla ilgili olarak aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Davacının taşınmazı kullanması annesine bağlı olarak yapılan bir tasarruf niteliğindedir. Yani annesi adına taşınmaz üzerinde zilyetliğini sürdürmektedir ve bu zilyetliği fer’i zilyetliktir. Asli zilyet olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır. Dosya arasında bunu kanıtlayan herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır.
O halde, mahkemece davacının aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Yapılan bozmanın niteliği karşısında işin esasının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.