YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20507
KARAR NO : 2012/25086
KARAR TARİHİ : 07.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı asil … ve vekili avukat … ile davacılar vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, muris …’in mirasçıları olduklarını, davalının da murisin kardeşi olup, aynı zamanda murisin vekili olduğunu, davalının murise ait …’daki iki adet daireyi diğer mirasçı Tahsin’e sattığını, satışa ilişkin bedelleri murisin hesabına intikal ettirmediğini, davalının yine murisin banka hesabındaki 49.188 DM’ı çekerek kendilerine intikal ettirmediğini ileri sürerek, iki adet taşınmaz bedeli 80.000,00 TL nın yasal faiziyle, hisselerine isabet eden 32.792 DM’ın devlet bankalarının dövize uyguladıkları yıllık faiziyle tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, muris ağabeyi …’in vasiyetinin Elbistan Tereke Hakimliği’nin dosyası ile açıldığını, davacıların da bu vasiyeti kabul ettiklerini, murisin vasiyeti ile davaya konu 2 adet taşınmazın, yetim ve fakir öğrenciler için kurulacak bir vakfa bırakıldığını, kalan malların ise diğer varislerine bırakıldığını, davacıların 80.000,00 TL talep ettikleri dairelerle ilgili hak sahibi olmadıklarından aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, 49.188 DM’ı çektiğimi kabul ettiğini, ancak bu para çekme işlemini bizzat murisin talimatıyla gerçekleştirdiğini, çektiği parayı da muris …’e teslim ettiğini, davacıların paranın çekildiği tarih itibariyle bu para üzerinde hak sahibi olmadığından davacılara ödenmesinin mümkün olmadığını, murisin akrabalarına sürekli yardımda bulunduğunu, bu parayı yeğeni …’e verdiğini, 1985’ten beri murisin umumi vekili olduğunu, vekalet ilişkisi sona ermeden murisin 17.09.1999’da bu vekaletnamenin tekrarı mahiyetinde yeni bir umumi vekaletname verdiğini, davacıların asıl niyetinin mirastan pay almak olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların satış tarihi itibariyle toplam değeri olan 62.000,00 TL alacağın 18.11.1999’dan itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline; murise ait hesaplardan çekilip iade edildiği ya da murise teslim edildiği kanıtlanamayan 2/3 hisseye isabet eden 16.321,45 Euro’nun tahsil tarihindeki TL karşılığının 8.11.1999’dan itibaren 1 yıl vadeli döviz hesabına uygulanan yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, murislerinin hayatta iken davalının, murisin vekili sıfatıyla murise ait iki adet daireyi satış işlemiyle diğer yasal mirasçıya devrettiğini ve murise ait banka hesabından para çektiğini ancak hesap vermediğini belirterek miras hakkına dayalı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla iki adet daire bedeli olan 80.000,00 TL ile miras hisselerine isabet eden ve bankadan çekilen paranın 32.792 DM’ın faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Dava, vekilin hesap verme yükümlülüğüne ilişkin olup, B.K.nun 390 ve 392. maddeleri gereğince vekil, vekalet görevini iyi bir surette ifa etmek ve yaptığı işin hesabını vermekle yükümlüdür. Bu cümleden olarak davalı vekil, dava konusu murise ait iki adet taşınmazı 17.09.1999 tarihli vekaletnameye istinaden 18.11.1999’da diğer yasal mirasçı Tahsin Köksal’a devretmiştir. Murise ait 04.07.2001 tarihli veraset ilamına göre davacılar ile dava dışı Tahsin’in miras paylarının 1/3’er oranında olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, dava konusu taşınmazların satış tarihi itibariyle tespit edilen değerinin davacı mirasçıların miras payları oranında davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle taşınmazın tespit edilen değerinin tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle temyiz edilen kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.252.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 7.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.