YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3415
KARAR NO : 2013/19571
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/09/2012 tarih ve 2011/451-2012/984 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, perakende satış faaliyetinde bulunan müvekkilinin bir kısım emtiayı depolanması amacıyla davalıya teslim ettiğini, davalının “depoda bulunan müvekkiline ait emtianın sel baskını nedeniyle hasarlandığını, sigorta muafiyetinin mahsubu ile 138.365,00 USD’yi 15.12.2009 tarihli bir çek düzenlemek suretiyle ödeyeceklerini” sözlü ve yazılı beyan etmesine rağmen bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait 401 kap emtianın zayi olduğunu, büyük çapta meydana gelen ve engellenmesi mümkün olmayan, mücbir sebep niteliğindeki sel felaketi nedeniyle iade yükümünü yerine getiremeyen müvekkiline bir kusur yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bir zararın olup olmadığı, var ise miktarı, sel baskınının mücbir sebep sayılıp sayılmayacağının tespiti için keşfen bilirkişi incelemesine karar verildiği, verilen kesin süreye rağmen davacının geçerli bir mazeret bulunmaksızın keşif yolluğu ve bilirkişi ücretlerini yatırmadığı, talep edilebilecek hasar tutarının ve davalının hasardan sorumluluğunun belirlenmesinin ancak keşif ve bilirkişi incelemesi ile mümkün olabileceği, davacının bu hususları ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalının deposuna bıraktığı emtianın kendisine teslim edilemediğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ise, mücbir sebep niteliğindeki sel felaketi sebebiyle davacıya ait bir kısım emtianın zayi olduğunu, kendisine kusur izafe edilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, sel baskınının mücbir sebep sayılıp sayılmayacağının tespiti için keşif kararı verildiği, kesin süreye rağmen davacı vekilinin keşif yolluğu ve bilirkişi ücretini yatırmadığı, dolayısıyla davalının sorumluluğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, sözleşmenin ifasını olanaksız kılan mücbir sebebin varlığını ispat yükü bu durumu iddia eden davalıya aittir. Hal böyleyken mücbir sebebin ispat külfeti davacıya yüklenerek, davacının keşif yolluğu ve bilirkişi ücretini yatırmadığı, mücbir sebebin ve davalı sorumluluğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.