Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11043 E. 2020/18249 K. 07.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11043
KARAR NO : 2020/18249
KARAR TARİHİ : 07.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
05.12.2020 günü UYAP’tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden, sanığın hükümden sonra 29.06.2017 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, bu durumun mahkemesince araştırılarak TCK’nin 64/1. maddesi gereğince, kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA,
2) Sanık … hakkında tehdit ve kasten yaralamaya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Mahkemece sanığın, katılanlara yönelik “Dışarı çıkmayın a…za koyacağım” şeklinde söylerek tehdit ettiğinden bahisle mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, katılanların aşamalardaki ifadelerinde sanığın böyle bir söz söylediğini beyan eden olmadığı, katılan …’un savcılık aşamasında alınan beyanında sanığın “sizi geberteceğim sizi dışarıda görmeyeyim” dediğini, katılan …’nın soruşturma aşamasında alınan beyanında sanığın ” Gelin de size dünyanın kaç bucak olduğu göstereyim” dediği, katılan …’ın ise aşamalardaki beyanında sanığın sadece hakaret ettiğinden bahsettiği gözetildiğinde, katılanların beyanları arasındaki çelişkinin giderilerek sanığın ne şekilde tehdit ettiği hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumununda değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında katılan …, … ve …’ya yönelik zincirleme tehdit, katılan …’a karşı silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35 ve 106/1-1. cümle, 43. maddeleri gereğince kamu davaları açıldığı, TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35 maddeleri gereğince silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesine göre; “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü var ise de, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile aynı mağdura karşı işlenen suçlarla sınırlandırılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, katılanlar … ve …’ya yönelik tehdit suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile katılanlar … ve … arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
c) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçu ve TCK’nin 106/1-1.cümle maddesi kapsamında yer alan “Tehdit” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ve “altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme kısmen uygun BOZULMASINA, 07.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.