YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/35373
KARAR NO : 2021/2144
KARAR TARİHİ : 25.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Marka Hakkına Tecavüz
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre her ne kadar sanık tefhim edilen hükmü, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz etmiş ise de, Mahkeme tarafından temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilerek sanığın yanıltıldığı, bu nedenle sanığın bu yanıltmadan yararlanarak hükmü süresinde temyiz ettiği kabul edilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Türk Patent ve Marka Kurumundan suça konu ürünler üzerinde kullanılan markanın Resmi Marka Gazetesinde yayınlanma tarihi ile suç tarihinde geçerli bulunup bulunmadığının tespiti açısından marka tescil belgesinin emtia listesi ile birlikte onaylı ve renkli örnekleri getirtilip, katılan firmadan temin edilecek orjinal ürünler ve sanığa ait depoda ele geçirilen ürünlerin karşılaştırılması suretiyle marka hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yeniden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak, dava konusu eşyalarda kullanıldığı iddia olunan marka ve logolar ile orjinal ürünlerde yer alan marka ve logoların karşılaştırılabilmesi için örnekleri veya resimlerinin de temyiz denetimine olanak verecek şekilde dosyaya eklenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, konusunda ne şekilde uzman olduğu anlaşılamayan bilirkişinin düzenlediği raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
1) Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/76 E., 2006/440 K. sayılı ilamındaki mahkumiyetin TCK’nin 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; tekerrüre esas alınan dosya bakımından uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
2) Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde temel ceza belirlenirken uygulama maddesinin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1. maddesi olarak gösterilmesi gerekirken, “..markalar yasasının 61/A maddesi” olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.