YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2344
KARAR NO : 2020/5749
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.12.2019 tarihli ve 2018/4381 Esas, 2019/11387 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı ve davalı … mirasçıları vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu 368 parsel sayılı taşınmazın 65/9440 hissesini 28/12/2010 tarihinde satın alarak paydaş olduğunu, üzerindeki bir dükkan ve altı daireden oluşan apartmanın davalılar tarafından uzun zamandır kullanıldığını belirterek, alış tarihinden itibaren ecrimisil talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi ve yargılamadaki beyanlarında davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 16.12.2019 tarihli 2018/4381 Esas 2019/11387 Karar sayılı ilamıyla, temyiz edenin sıfatına göre onanmasına karar verilmiş, davacı vekili karar düzeltme yoluna başvurmuş, dahili davalı … mirasçıları …, …, … ve … ise, gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmediğini, karardan onama ilamının tebliğiyle haberdar olduklarını, dava konusu taşınmazda hiç oturmadıklarını belirterek, mahkemenin kısmen kabulüne dair verdiği kararı temyiz etmişlerdir.
Bilindiği üzere, yerleşik Yargıtay kararları ve uygulama doğrultusunda Tebligat Kanunu 10.maddesi gereğince; tarafların önce bilinen adresine tebligat yapılmalı, bilinen adresinde tebligat yapılamaması halinde, MERNİS adresine normal tebligat yapılmalı, bu tebligatın da yapılamaması halinde, mahkemece MERNİS adresine MERNİS şerhli olarak TK’nin 21/2 hükmü gereğince tebligat yapılmalıdır. Somut olayda; dahili davalı … mirasçılarına yargılama sırasında TK’nin 21/1 maddesine göre tebligat yapılmış, gerekçeli karar ise … ve …’e doğrudan MERNİS adreslerine, MERNİS şerhiyle TK’nin 21/2. maddesi gereğince, …’e kendi adına asaleten … adına velayeten MERNİS adresi bulunmamasına rağmen MERNİS şerhiyle TK’nin 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılmış olup, bu tebligatlar usulüne uygun değildir. Bu nedenle dahili davalı … mirasçıları karardan onama ilamının tebliğiyle haberdar olduklarından 24.02.2020 havale tarihli dilekçeleri temyiz dilekçesi olarak değerlendirilmiş, onama ilamının kaldırılması gerekmiştir.
Davacı vekili ve davalı … mirasçıları …, … ve …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
Davalı … mirasçıları dava konusu taşınmazda oturmadıklarını savunmuşlardır. HMK’nin 190/1. maddesine göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmü gereğince davalıların taşınmazı kullandıklarını ispat yükü davacı taraftadır. Davacı vekili dava dilekçesinde tanık deliline dayanmıştır. Mahkemece öncelikle, davacı tarafa tanık isim ve adreslerini sunmak üzere usulüne uygun kesin süre verilmeli, süresinde tanık listesi sunulursa, tanıklar dava konusu taşınmaz başında dinlenerek davalı … mirasçılarının dava konusu taşınmazda, talep edilen ecrimisil döneminde oturup oturmadıkları tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, eğer oturmamışlarsa … mirasçıları yönünden dava reddedilmeli, oturmuşlar ise dava konusu taşınmazın paylı mülkiyete tabi olduğu gözetilmelidir.
Dava konusu 368 parsel sayılı taşınmazda, davalı … hariç davacı ve davalılar paydaştır. Paydaş olmayan … yönünden ecrimisil talebi için intifadan men gerekmese de, kural olarak paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Bu koşul dava şartı olması nedeniyle kendiliğinden gözetilir. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 günlü ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı).
Kabule göre de, dava konusu taşınmaz tarla vasfında olup üzerinde bir daire ve altı dükkandan oluşan apartman mevcuttur, hükmedilecek ecrimisil değeri her bir davalının işgal ettiği alana göre hesaplanmalıdır.
Yukarıda anlatılan ilke ve esaslara uyulmadan, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 16.12.2019 tarihli ve 2018/4381 Esas, 2019/11387 Karar sayılı ONAMA KARARININ KALDIRILMASINA , davacı vekili ve davalı … mirasçıları …, … ve …’in temyiz taleplerinin kabulü ile; hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere ayrı ayrı iadesine 05.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.