YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1471
KARAR NO : 2013/19127
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.12.2012 tarih ve 2012/188-2012/251 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete konut sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan dairede 11/08/2011 tarihinde meydana gelen şiddetli yağmur yağışı esnasında tıkanan kanalizasyondan sigortalı dairenin banyo ve tuvaletinden geri teperek içerisine dolan lağımlı yağmur suyunun bina ve eşya muhteviyatına zarar vermesi sonucunda dahili su hasarı meydana geldiğini, 23/08/2011 tarihinde 6.175,00 TL hasar bedelinin davacı tarafından sigortalısına ödendiğini, davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %40’ından az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerin projeye uygunluğunun denetlenmesi gerektiğini, hasarlı olayın davacının sigortalısının kusuru neticesinde ve sorumluluk sahasında meydana geldiğini, ava konusu hasarlı olayın temiz su isale hattında veya kanalizasyon şebekesinde meydana gelen bir arıza nedeniyle vuku bulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının kuruluş ve görevleri hakkındaki kanun kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere kurulduğu, hizmetinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin görev alanı ile sınırlı olduğu, İSKİ’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olduğu, kamu tüzel kişiliğini haiz idarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan eylem ve işlemlerinde idari yargının görevli bulunduğu, yağmur suyu toplama kanalı yapmak, su baskınına karşı önlem almak, herhangi bir yerde biriktirilen yağmur sularının kimseye zarar vermeyecek şekilde boşaltılmasını sağlamak gibi görevlerin kamu görevi olduğu, bu görevlerin hiç yapılmaması veya eksik yapılması halinde hizmet kusurundan söz edilebileceği, hizmet kusurundan kaynaklanan davaların tam yargı davası niteliğini taşıdığı, bu nedenle davanın konusunun idare yargı alanına girdiği gerekçesiyle; İSKİ aleyhine açılan davanın idari yargının görev alanına girmesi sebebiyle, HMK’nın 1. maddesi gereğince görev yönünden reddine, idari yargının görevli olduğunun belirlenmesine, davacı vekilinin idare mahkemesinde dava açması konusunda muhtariyetine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, konut sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminatın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın konusunun idari yargı alanına girdiği kabul edilmiştir. Oysa, 6762 Sayılı TTK’nın 18’nci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/11’nci maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da bu kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklandığına göre, bu kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 2560 sayılı Kanuna tabi olan İSKİ Genel Müdürlüğü’nün gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle 6762 Sayılı TTK’nın 18/1’inci maddesi anlamında tacir sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK’nın 3’ncü maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini YHGK’nın 2l.09.1983 gün ve Esas 1980/11-2721 Karar, 1983/323 sayılı kararında benimsenmiştir.
Her ne kadar 12.02.1959 gün 1958/17 Esas – 1959/15 Karar sayılı idari eylemlerle ilgili bir içtihadı birleştirme kararı varsa da 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı Yasa’nın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının ASKİ ve İSKİ bakımından uygulama alanın kalmadığı sonucuna varılmalıdır. Nitekim bu kurallar, YHGK’nun 29.11.1995 gün 1995/11-647, 1043 Karar sayılı içtihadında aynen benimsenmiştir.
Bu itibarla, tacir olan davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile davacının sigortalısı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.