Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/2144 E. 2013/19331 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2144
KARAR NO : 2013/19331
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/07/2012 tarih ve 2011/432-2012/629 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkil firmanın, davalı icra alacaklısı firma ile personel taşıma nakliye sözleşmesi imzaladığını ve hizmet aldığını, takibe konu senedin müvekkil firma yetkilileri tarafından imza edildiğini, davalı firmanın sözleşme şartlarına aykırı hizmet vermesi nedeni ile davalı firma ile yapılan hizmet alımı sözleşmesinin 03.01.2011 tarihinde haklı nedenlerle feshedildiğini, davalı firmanın Çorlu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2480 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, müvekkili firmanın, 2009 yılı için 5.567,04 TL, 2010 yılı faturaları için ise 24.048,36 TL KDV ödediğini, müvekkili firmanın, yıl sonunda Çorlu Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden ödenen vergilerin iadesi için başvurulduğunda, davalı firmanın muhteviyatı itibarı ile yanıltıcı belge kullandığı ve düzenlendiğinden bahisle ilgili firmadan kaynaklanan KDV iadelerini alamayacaklarının belirtildiğini, bunun üzerine 26/01/2011 tarihli müvekkil firmanın yeminli mali müşavirinin, müvekkili firmanın davalı firmadan hizmet almasına rağmen 84 seri nolu KDV genel tebliğine uygun ödemelerde bulunmuş olmasına rağmen, davalı firmadan kaynaklanan sorunlardan müteselsil sorumluluğu engellemek için KDV listesinden tenzil talep ettiğini, bu durumda davalı firmadan dolayı müvekkilinin toplamda 29.615,40 TL zarara uğradığını ve fazla ödemede bulunduğunu ileri sürerek, kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatan firma hakkında takibinin teminat mukabilinde tedbir kararı verilmesini, yargılama neticesinde davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan menfi tespit davasının reddine, takibin devamına, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından düzenlenen faturaların, davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının, davalı firmaya fatura karşılığı ödemelerinin 84. seri nolu KDV genel tebliğine uygun bir şekilde ödendiğinin beyan edildiği, bu şekilde ödemesi olan firmanın, davalı firmanın vergi dairesi nezdinde SMIYB kullanma şeklinde bulunduğundan dolayı gerekli ödeme belgelerinin ibrazı ile davacının iade alacağının mümkün olduğu, davacı firmanın düzeltme işlemlerini tek taraflı olarak yaptığı, bahsedilen 16.434,76 TL tutarın cari hesaba alınmasının uygun bulunmadığı, dava konusu olan senedin cari hesaba karşılık olarak davalıya verildiği, yapılan açıklamalar çerçevesinde faturalarda belirtilen KDV tutarının davalının cari hesabına yazılarak borcun azaltılmasının uygun olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine, asıl alacağın %40’ı oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.