YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1567
KARAR NO : 2020/16194
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : İstanbul 28. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 26. İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/11/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat …, … ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı … bünyesinde … A.Ş. sigortalısı olarak çalıştığını, davalı … ile … A.Ş. arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı, bu nedenle … A.Ş. işçilerinin başlangıçtan itibaren … Belediyesi işçisi sayılması gerektiği, işçilerin özlük haklarının yeniden düzenlenmesi ve geçmişe dönük haklarının iade edilmesi gerektiği hususlarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişlerince … A.Ş. bünyesinde yapılan teftiş sonucunda düzenlenen 07.07.2014 tarih ve 4687 sayılı muvazaa raporunda tespit edildiğini; davalının raporun iptali için İstanbul Anadolu 24.İş Mahkemesinin 2014/468 E. sayılı dosyasında açtığı davada Bakanlığın tespit raporunun yerinde olduğunun tespiti ile davanın reddedildiğini, kesinleşmiş muvazaa olgusu nedeniyle müvekkilinin başlangıçtan itibaren … Belediyesi işçisi sayılarak geçmişe dönük ücret ve mali alacaklarının belirlenmesi gerektiğini beyanla fark ücret alacağı, ikramiye fark alacağı, yemek yardımı alacağı, sosyal paket yardımı, giyim yardımı, sorumluluk primi ve eğitim yardımı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece Mahkemesince, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kesinleşmiş muvazaa tespiti nedeniyle davacının başlangıçtan itibaren davalı … Belediyesinin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu alacakların kısmen hüküm altına alınmasına karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Somut olayda Mahkemece, ÇSGB İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca düzenlenmiş 07.07.2014 tarih ve 4687 sayılı muvazaa raporunda; … A.Ş. ve … İnş. Ltd.Şti.’nin fiili olarak işverenlik sıfatı bulunmadığı, … A.Ş. ve … İnşaat şirketleri ile … Belediyesi arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı, gerçek işverenin … Belediyesi olduğu, bu nedenle … A.Ş. ve … İnşaat işçilerinin başlangıçtan itibaren … Belediyesi işçisi sayılması gerektiğinin tespit edildiği; söz konusu teftiş raporunun geçersizliğinin tespiti talebiyle açılan İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2014/468 esas ve 2015/225 karar sayılı dosyasında hazırlanan tespit raporunun yerinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği; red kararının temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce; dosyada aldırılan bilirkişi raporu davacı … İnşaat şirketine tebliğ edilmeden, rapora karşı itirazlarını sunma hakkı verilmeden karar verilerek hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde davranıldığı gerekçesiyle 02.02.2016 tarihli bozma kararı verildiği; bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2016/130 esas ve 2017/432 karar sayılı dosyasında; … ile … A.Ş. arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespiti ile asıl davanın reddine; … ile … İnşaat Ltd. Şti. arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığının tespiti ile birleşen davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nce 15.03.2018 tarihinde onandığı, Yargıtay’ca onanarak kesin hüküm haline gelen İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2016/130 esas ve 2017/432 karar sayılı dosyasında verilen karar doğrultusunda; … Belediyesi ile ihbar olunan … A.Ş. arasındaki asıl-alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayandığı ve davacının başlangıçtan itibaren … Belediyesi işçisi sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmi dava olarak açıldığı, Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı def’i dikkate alınmadan dava konusu ücret alacaklarının yazılı şekilde hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalının bu yönü işaret eden itirazının yerinde olduğu, diğer itirazlarının ise yerinde olmadığı belirtilerek zamanaşımına uğrayan kısımlar dışlanarak yeniden hesaplama yapılmak suretiyle dava konusu ücret alacakları hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, kesinleşen müfettiş raporu ile muvazaaya dayalı olduğu tespit edilen sözleşmelerin geçerli olduğu dönem yönünden hesaplanan ve hüküm altına alınan alacaklar bakımından mahkeme kararı doğru olup davalının bu yöndeki temyizi yerinde değil ise de, Dairemiz uygulmasına göre bir ihale dönemi için kurulan asıl-alt işverenlik ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından bir sonuç doğurmaz. Her ihale sözleşmesi kendi dönemi ve şartlarında değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Başka bir anlatımla, önceki ihale sözleşmelerinin kanuna uygun kurulmamış olması veya muvazaalı olması, sonrakilerin de aynı şekilde kanuna uygun kurulmadığını ya da muvazaaya dayandığını göstermez. Daha sonra yapılan sözleşmenin ayrıca kanuna uygunluk ve muvazaa yönünden değerlendirmeye tabi tutulması gerekir.
Bu sebeple davalı tarafından yapılan sözleşmelerin kanuna uygun olmadığına ya da muvazaalı olduğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararları sadece muvazaalı olduğu tespit edilen ihale dönemlerini bağlayacak olup önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından muvazaa araştırması yeniden yapılmalıdır. Bu duruma göre de, Mahkemece kesinleşmiş muvazaa tespitine dayanarak, tespit döneminin dışında kalan ihale dönemleri içinde herhangi bir inceleme yapılmadan muvazaanın kabul edilmesi doğru değildir.
Belirtmek gerekir ki, dava konusu ihale dönemlerini kapsayan tarihlerde yürürlükte bulunan 4734 sayılı Yasanın 62/1-e ve 5393 sayılı Yasanın 67. maddesi uyarınca davalı belediyenin görevi konusuna giren işlerin hizmet alım sözleşmesi ile gördürülmesi mümkündür.
Öte yandan belediyelerce şirket kurulması yasal olarak mümkün olup kurulan bu şirketlerden hizmet alımı yasaya aykırı olmadığı gibi bu husus tek başına muvazaaya delil de teşkil etmez.
Açıklanan nedenlerle Mahkemece yapılması gereken, davacının çalışma dönemini kapsayan ihale sözleşmeleri dosya arasına celp edilerek, kesinleşen muvazaa tespiti dışında kalan davaya konu olan dönemler bakımından, söz konusu dönemlere ilişkin ihalenin kapsamı tespit edilerek ve yukarıda izah edildiği üzere her ihale dönemini kendi arasında değerlendirmek sureti ile davalı ile dava dışı … A.Ş. arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisinin usulüne uygun olarak kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı yararına takdir edilen 2.540,00 TL. duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.