YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2478
KARAR NO : 2020/5687
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Men’i Müdahale Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın men’i müdahale yönünden kabulüne, ecrimisil talebi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 5986 parsel sayılı ve 5999 parsel sayılı taşınmazların arsa vasıflı olup malikleri olan … …’in gaip olması nedeniyle … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 27/01/2011 tarihli ve 2010/2621 Esas ve 2011/207 Karar sayılı ilamı ile yasa gereğince İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiğini, taşınmazların her birinin 199,00 m2 yüzölçümlü olup davalı tarafından üstü açık ücretli otopark olarak kullanıldıklarını açıklayarak davalının dava konusu taşınmazlara yönelik elatmasının önlenmesini, davalının taşınmazları haksız ve hukuka aykırı biçimde üstü açık ücretli otopark olarak kullanmasından dolayı 01.07.2008-31.12.2013 tarihleri arası süreyi kapsamak ve fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 5999 parsel sayılı taşınmaz yönünden toplam 38.745,00 TL; 5986 parsel sayılı taşınmaz yönünden toplam 38.745,00 TL olmak üzere her iki taşınmaz için toplam 77.490,00 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren işletilecek kademeli faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “..toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kayyım olarak tayin edildiği dava konusu taşınmazların … ve … adına tapuda kayıtlı olduğu, davalının dava konusu taşınmazları tasarruf etmesini gerektirir haklı bir nedeninin bulunmadığı, bu nedenlerle davalının çaplı taşınmazlara yönelik haksız müdahalesinin men’ine ve belirlenen 39.268 TL ecrimisilin tahsiline karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığı..’’ gerekçesiyle men’i müdahale davasının kabulü ile, 5986 ve 5999 nolu parsellere yönelik haksız müdahalesinin men’ine, ecrimisil davasının kısmen kabulüne ve 39.268 TL ecrimisilin tahakkuk ettikleri dönem sonu itibarı ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, men’i müdahale ve ecrimisil isteğine dayalıdır.
Somut olayda iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Diğer yandan bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyleyken davanın men’i müdahale ve ecrimisil taleplerine ilişkin olduğu ve bu nedenle harca esas dava değerinin elatılan taşınmazların değerleri ve talep edilen ecrimisilin toplamı olan miktar olduğu gözetilerek, yöntemine uygun biçimde keşfen bilirkişi raporuyla belirlenen harca esas dava değerine göre davacıya kesin süre verilerek eksik harç miktarının tamamlatılması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan hususun göz ardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de öncelikle belirtmek gerekir ki; arsa ve binalarda kira esasına göre ecrimisil talebi varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri re’sen araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Mahkemenin kararına dayanak bilirkişi raporunda az yukarıda açıklandığı üzere ecrimisil hesaplamasında göz önüne alınması gereken hususlara dikkat edilmeden ecrimisil miktarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece taraflara dava konusu taşınmazlara emsal nitelikte olabilecek taşınmazlarla ilgili kira sözleşmelerini sunmaları için süre ve imkan verilmeli, sunulmadığı taktirde re’sen araştırılarak ilgili kurum ve yerlerden istenerek dosyaya getirtilmeli, daha sonra dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalde, alanında uzman bilirkişilerle keşif yapılmalı, bilirkişi raporunda taşınmazların men’i müdahale talebine esas değerleri dava tarihi itibariyle belirlenmeli, ecrimisil hesaplamasında ise dava konusu taşınmazlar ile emsal nitelikteki taşınmaza ilişkin kira sözleşmesindeki bilgilerin somut biçimde karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmeli, dava konusu edilen arsa vasfındaki taşınmazların ecrimisil hesaplamasına esas alınan zaman aralığının başlangıç tarihindeki ilk döneminde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenmeli, sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.