YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3613
KARAR NO : 2020/6581
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 20 Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Davacılar vekilinin temyiz talebi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili tarafından açılan, elatmanın önlenmesi, 43.900 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda. İlk Derece Mahkemesince, elatmanın önlenmesi davası bakımından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil davasının reddine hükmedilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu sonunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, tarafların istinaf talebinin kabulüne, HMK’nin 353/(1)-a.6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden bir karar verilmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmesi için kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin, HMK’nin 353/(1)-a.6 maddesi gereğince verilen bölge adliye mahkemesi kararı, ilk derece mahkemesine esası inceleme imkânı tanımak ve davanın esası hakkında karar verilmesini sağlamak amacıyla gönderme kararı niteliğinde olup, bu maddede de açıkça belirtildiği üzere bu şekilde verilen kararlar kesin nitelikte ve HMK’nin 362/(1)-g maddesi gereğince de temyiz edilemeyen kararlardan olduğu anlaşılmakla, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, bölge adliyesi mahkemesi kararının kesin olması nedeni ile davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
6100 sayılı HMK’nın 353. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinde duruşma yapılmadan verilecek kararlar sayılmış, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren, 7251 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile yapılan değişiklikten önce 353/l-a-6 maddesinde, İlk derece mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verileceği düzenlemesi mevcuttu. Anılan bentte 7251 sayılı Kanun’la “delillerin hiçbiri toplanmadan” ibaresi “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin taplanmamış” şeklinde, “deliller hiç değerlendirilmeden” ibaresi ise “uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olması” şeklinde değişiklik yapılmıştır.
Bu düzenleme ile bölge adliye mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesi geri gönderme sebepleri, buna bağlı olarak bu yönde ve kesin nitelikli bir karar verilebilmesinin koşulları sayılmıştır.
HMK’nin 353/l-b-3 maddesinde bölge adliye mahkemelerince yargılamada bulunan eksikliklerin, duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte olmaları halinde, bunların tamamlanmasından sonra esas hakkında karar vermeleri gerektiği hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm duruşma açılmaksızın tamamlanamayacak eksikliklerin bulunması halinde, işin esası incelenmeden dosyanın ilk derece mahkemesince geri gönderilmesi gerektiği şeklinde yorumlanamaz.
HMK’nin 356. maddesine göre, duruşma açılmasının asıl olduğu gözetildiğinde, yargılama eksikliklerinin mevcut olması halinde, bu eksiklikler duruşma açılmak suretiyle tamamlanarak, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Ayrıca HMK’nin 357/3 maddesinde, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun olarak gösterildiği halde incelenmeden reddedilen delillerin bölge adliye mahkemesince incelenebileceği düzenlenmesi de mevcuttur.
Somut olayda dava, müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkin olup, Mahkemece, tapu kaydı, nüfus kayıtları, ilgili dosyalar getirtilip, mahallinde keşif yapıldığı, bilirkişiden rapor alındığı, iddia ve savunmaya ilişkin tanıkların dinlendiği, verilen kararın yasal dayanakları da belirtilerek gerekçe yazılıp hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava dosyasının esası incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesinin kanunda öngörülen koşulları bulunmadığından, verilen kararın kesin olduğundan söz edilemez.
Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nin anılan hükümleri gereğince, duruşma açılıp, İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmenin ya da delillerin takdirinde hata edildiğinin tespiti halinde, görülen eksikliklerin ikmalinden sonra bir karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, dosyanın mahalline gönderilmesinin doğru olmadığı bu nedenle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun temyiz dilekçesinin reddine yönelik kararına katılmıyorum. 27.10.2020