Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2015/5368 E. 2020/8011 K. 23.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5368
KARAR NO : 2020/8011
KARAR TARİHİ : 23.11.2020

Mahkeme : KOCAELİ 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1- Uyuşturucu madde ticareti yapma (sanık … dışındaki sanıklar hakkında)
2- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma (sanık … hakkında)
Hükümler : 1- Mahkûmiyet (Sanıklar …, … hakkında)
2- Mahkûmiyet ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri (Sanık … hakkında)
3- Değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri (Sanıklar …,

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ”09/06/2011, 10/06/2011, 05/08/2011 12/08/2011, 23/08/2011, 13/09/2011, 22/09/2011 ve 09/12/2011” yerine ”05/05/2011” olarak gösterilmesi mahkemece düzeltilebilir nitelikte maddi hata olarak görülmüştür.
A) Sanık … hakkındaki temyiz isteğinin incelenmesinde:
09/11/2014 tarihinde sanık müdafiine usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükmün, CMUK’nın 310/1. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra 18/04/2014 tarihinde temyiz edildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin süresinden sonra yaptığı temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca REDDİNE,
B) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
C) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Aralarındaki bağlantı nedeniyle bu dosya ile, Dairemizin 2020/16783 esas sırasında kayıtlı Körfez 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/680 esas ve 2015/359 karar sayılı dava dosyası birlikte incelenmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
Ç) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Aralarındaki bağlantı nedeniyle bu dosya ile; 12.08.2011 tarihli eyleme ilişkin, sanık hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan” açılan Dairemizin 2020/17098 esas sırasında kayıtlı, Körfez 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/847 esas ve 2015/334 karar sayılı dava dosyası birlikte incelenmiştir.
09.10.2011 tarihinde sanıktan ele geçirilen kişisel kullanım sınırındaki net 0,8 gram esrarı kullanma dışında başka bir amaç için bulundurduğuna ilişkin kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı ve bu eylem nedeniyle “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan açılan sanık hakkındaki Dairemizin 2020/16751 esas sırasında kayıtlı Körfez 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/843 esas ve 2015/477 karar sayılı dava dosyası, aralarındaki bağlantı nedeniyle bu dosya ile birlikte incelenmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 12.08.2011 tarihli eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
D) Sanık … hakkında “değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS’ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde, sanığın 22/02/2016 tarihinde öldüğünün belirtilmesi karşısında; bu hususun araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
E) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
1- 22.09.2011 tarihli olayda sanık ile hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrıca dava açılan … ve Sefa Atay’ın bulunduğu yerde ele geçirilen madde ile ilgili ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından; varsa aslı veya onaylı örneği getirtilerek dosyaya konulması, duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, yoksa buna ilişkin ekspertiz raporunun alınması,
2- Kabule göre; aynı suç tarihli eyleminden dolayı sanık hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21/02/2012 tarihli iddianame ile dava açıldığı, UYAP kayıtlarından Körfez (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/06/2012 tarihli 2012/231 esas ve 2012/567 sayılı kararı ile sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, yargılamanın Körfez 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/154 esas sırasında halen derdest olduğu anlaşılmakla, Körfez 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/154 esas sırasında kayıtlı davanın sonucunun araştırılması, derdest ise o dosyanın bu dosya ile birleştirilmesi, sonuçlanmış ve hüküm kesinleşmiş ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabule göre;
3- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
F) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
1- Dosya kapsamına göre, sanık hakkındaki 12.05.2011 tarihli eylem sabit değil ise de; 10.06.2011 tarihli olaya ilişkin fiziki takip tutanağının ve bu olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dava açılan … ve …’dan ele geçirilen madde ile ilgili ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından; varsa asılları veya onaylı örnekleri getirtilerek dosyaya konulması, duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, ekspertiz raporu yoksa buna ilişkin uzmanlık raporunun alınması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre; hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
G) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
23.08.2011 tarihinde sanığın sürücülüğünü yaptığı ve içerisinde hakkındaki mahkûmiyet hükmü onanan diğer sanık … Kaya ile hakkındaki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet kararı temyiz etmeden kesinleşen diğer sanık …’in bulunduğu aracın durdurulduğu olayda, sanığın yere attığı ve aracın aranmasında ele geçirilen ve kişisel kullanım sınırında olan uyuşturucu maddeleri kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanık hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan” Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16/12/2011 tarihli iddianame ile dava açıldığı, UYAP kayıtlarından Kocaeli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 22/03/2012 tarihli, 2012/11 esas ve 2012/663 sayılı kararı ile sanık … hakkında 2 yıl hapis cezası ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, hüküm 25.04.2012 tarihinde kesinleştiği, adli sicil ve sabıka kaydına göre 28.11.2014 tarihinde yerine getirildiği anlaşıldığından, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
Ğ) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
1- Dosya kapsamına göre, sanık hakkındaki 12.05.2011 tarihli eylem sabit değil ise de; 09.06.2011 tarihli olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan …’den ele geçen madde ile; 05.08.2011 tarihinde sanık ve hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dava açılan … ve …’dan ele geçirilen maddeye ilişkin ekspertiz raporlarının dosyada bulunmadığı anlaşıldığından; varsa asılları veya onaylı örnekleri getirtilerek dosyaya konulması, duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, yoksa buna ilişkin ekspertiz raporlarının alınması,
2- Kabule göre; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, 09.06.2011 tarihinde …’e uyuşturucu madde sattığı ve 05.08.2011 tarihinde satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurduğu kabul edilen sanık hakkında zincirleme suçla ilgili olarak TCK’nın 43. maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini,
3- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. ve 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddeleri uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
H) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Aleyhinde yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada, arkadaşları için uyuşturucu madde temin edip, 1-2 içimlik uyuşturucu madde karşılığında arkadaşlarına verdiğini söylemek suretiyle ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet eden sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
I) Sanıklar Haydar ve Tolga hakkında “değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Kendilerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen ve uyuşturucu madde kullandıkları hususu teknik yöntemlerle de belirlenmeyen sanıkların soyut beyanları ile değişik anlamlara gelebilecek soyut iletişimin tespiti tutanakları dışında atılı suçu işlediklerine ilişkin, kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyetlerine yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıkların müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin BOZULMASINA,
İ) Sanık … hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
1- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,
b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Olay sırasında, hakkındaki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet kararı temyiz edilmeden kesinleşen diğer sanık …’ın üzerinden ele geçen uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla birlikte aldıklarını söylemek suretiyle, aleyhinde yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet eden sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
23/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.