YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1504
KARAR NO : 2021/1249
KARAR TARİHİ : 15.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2017 tarih ve 2016/62 E- 2017/62 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.02.2020 tarih ve 2017/1564 E- 2020/243 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait olan “Ege Haber Gazetesi”nin 16.11.2015’den bu yana yayınlanmakta olduğunu, İzmir CBS Basın Bürosundan yayın izni aldığını, tanınmış bir gazete olduğunu, ayrıca “www.egehaber.com.tr” sitesi alan adının TPMK tarafından kendilerine verildiğini, müvekkili tarafından hem “Ege Haber Gazetesi” hem de “tr” ekli internet sitesinin aktif olarak kullanıldığını, haber hizmeti verdiğini, davalının ise, “egehaber” logosunu TPMK’de şekil (logo) olarak tescil ettirdiğini, 5 yılda herhangi bir gazete çıkarmadığı gibi, 01.11.2011 tarihinde Bornova Vergi Dairesi’ne şirketin kapanışını bildirdiğini, dava dışı Fatih Demir’in kullandığı markanın hizmet kodu dışında, markanın renk, logo ve yazı karakteri açısından farklı olduğunu, davalı tarafın marka kullanım yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline ilişkin yasal dayanağın MarkKHK’nın 14. maddesi olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin bu hükmün Anayasaya aykırılığını değerlendirdiğini, MarkKHK’nın kullanma yükümlülüğünü düzenleyen 14. maddesine yollama yapan MarkKHK’nın 42/c bendinin Anayasa Mahkemesinin 09.04.2014 tarihli, 2013/147-2014/75 nolu kararı ile iptal edildiği, MarkKHK’nın 14. maddesinin de Anayasa Mahkemesi’nin 14/12/2016 tarihli, 2016/148-2016/189 sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal kararının 06.01.2017 tarihli ve 29940 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığı, buna karşılık 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girdiğinden bir boşluk doğduğu, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının henüz sonuçlanmamış uyuşmazlıklar bakımından doğan boşluk nedeniyle iptalin gözardı edilmemesi gerektiği, kullanmama nedeniyle iptali öngören yasa kuralının ortadan kalkmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; Anayasa’nın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümez ise de 10.03.1969 gün ve 1/3 sy. İBK nın gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmamış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girdiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı maddi anlamda kesinleşmiş hükümler dışında kalan davalar yönünden usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğu, davanın yasal dayanağını oluşturan 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi ortadan kalktığı gerekçesiyle, kullanmama nedeniyle markanın iptali isteminin reddine karar verilmiş olması isabetli olup (Yargıtay 11 HD’nin 09.12.2019 t.li, 2019/1094 E. – 2019/7919 K. sayılı kararı), davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.