Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/31294 E. 2020/16001 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/31294
KARAR NO : 2020/16001
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323/1-ğ bendi gereğince vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında yer alır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi kendisini vekille temsil ettirmemiş olmasına rağmen, Mahkemece davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
3-Kıdem tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120 maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı yasanın 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanunun 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Bu noktada, iş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır.
Yukarıda belirtilen belgelendirme işlemi yapılmamışsa, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için de faiz başlangıcı olmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin başladığı tarihtir.
Açıklanan nedenler ile somut uyuşmazlık bakımından; Mahkemece, davacı tarafından işverene emeklilik koşullarının oluştuğunu gösteren belgenin sunulduğu yöntemince ispatlanamadığından kıdem tazminatına dava tarihi yerine emeklilik tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ve davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmemiş olmasına rağmen lehine vekalet ücretinin hüküm altına alınması hatalı olup, bu hususlar bozma nedeni ise de; yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Temyize konu olan kararın hüküm kısmının 1. bendinde yazılı “…akdin fesih tarihi olan 11/07/2015 tarihinden…” rakam ve sözcüklerinin hükümden çıkartılmasına ve yerine “…dava tarihi olan 13.07.2015 tarihinden…” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine, ; 4. bendinde yer alan “ Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.800,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ” rakam ve sözcüklerinin ise hükümden tamamen çıkartılarak hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.