Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/22246 E. 2020/14858 K. 08.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/22246
KARAR NO : 2020/14858
KARAR TARİHİ : 08.12.2020

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hırsızlık suçundan sanıklar … ve …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2011 tarihli ve 2010/153 esas, 2011/56 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10/03/2020 gün ve 20385-2019 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/03/2020 gün ve 2020/35203 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Nitelikli hırsızlık suçundan sanıklar … ve …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair ….Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2011 tarihli ve 2010/153 esas, 2011/56 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
….Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın, diğer sanık … tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 09/02/2016 tarihli ve 2015/9336 esas, 2016/1442 karar sayılı ilâmı ile “Suç tarihi olan 31/03/2010’da yaz saati uygulaması sebebiyle saatlerin bir saat ileri alındığı, güneşin 19.23’de battığı, dolasıyla TCK’nın 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin 20.23’de başladığı, mahkemece beyanına itibar edilen tanık …’in 10/06/2010 tarihli celsede olayın 19.30 sıralarında gündüz zaman dilimi içerisinde gerçekleştiğini açıklaması karşısında; eylemin gece sayılan zaman diliminde gerçekleştirildiğini gösteren kanıtların nelerden ibaret olduğu açıklanmadan, hakkında 143. madde uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini” hukuka aykırı bulunduğundan kararın bozulmasına karar verildiği cihetle, suçu iştirak halinde işleyen sanıklar … ve … haklarında da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 143. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verildiği, diğer sanığın kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 09/02/2016 tarihli ve 2015/9336 esas, 2016/1442 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Suç tarihi olan 31/03/2010’da yaz saati uygulaması sebebiyle saatlerin bir saat ileri alındığı, güneşin 19.23’de battığı, dolasıyla TCK’nın 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin 20.23’de başladığı, mahkemece beyanına itibar edilen tanık …’in 10/06/2010 tarihli celsede olayın 19.30 sıralarında gündüz zaman dilimi içerisinde gerçekleştiğini açıklaması karşısında; eylemin gece sayılan zaman diliminde gerçekleştirildiğini gösteren kanıtların nelerden ibaret olduğu açıklanmadan, hakkında 143. madde uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,” gerekçesiyle hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararını bozması nedeniyle bu sanıklar hakkında da hırsızlık suçundan bozmada belirtilen gerekçe ile TCK’nın 143. maddesinin uygulanmaması gerektiğinden kanun yararına bozma yasa yoluna geldiği anlaşılmış ise de; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesi gereğince Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 09/02/2016 tarihli yapılan bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanıklar … ve …’a sirayet edecek olması, sirayet hükmünün uygulanması için temyiz etmeyen sanıkların talepte bulunmasına gerek olmaması, kanundan kaynaklanan bir durum olması, özel daire bozma kararında sirayetin belirtilmemesinin kanuni bir eksiklik olmayıp, bu hususun yerel mahkemece kendiliğinden gözetilip uygulanabileceği ilkeleri gereğince mahkemenin bu sanıklar yönünden sirayet sebebiyle yeniden duruşma açarak bozmada belirtilen ve kanun yararına bozma yasa yoluna gelen sebebi sanıklar hakkında uygulayabilecek olması, kanun yararına bozma yasa yolunun uygulanabilmesi için hukuka aykırılığın giderilebilmesinde başka bir hukuki yolun olmamasının gerekmesi nedeniyle, taleple gelen bozma sebebinin kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından ….Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen olarak verilen 03/03/2011 tarihli ve 2010/153 Esas – 2011/56 Karar sayılı karara yönelik yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 08/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.