YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8356
KARAR NO : 2010/6528
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 21/11/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 22/03/2007 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 01/06/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil … ve vekili Avukat … geldi, karşı taraftan davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, haksız icra takibi nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davalı banka tarafından 3. kişiye ait kredi kartına bağlı olarak verilen ek kredi kart sahibi olduğunu belirten davacı, ek kart nedeniyle borcu olmadığı halde asıl kredi kartı sahibinin borcu nedeniyle hakkında ödeme emri çıkartıldığını, emniyet tarafından adresinde araştırma yapıldığını, işyerinin davalı banka yetkilileri tarafından defalarca arandığını belirterek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, davacı tarafından ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğunu, davacı hakkında herhangi bir takip işlemi yapılmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalı tarafından icra takibi başlatılması dışında davacı hakkında ihtiyati haciz veya haciz işlemi gerçekleştirilmediği, bu borçtan dolayı davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak herhangi bir eylem bulunmadığı, davacının işyerinin sık sık aranmasının da tazminatı gerektirmeyeceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, ek kart sahibi olduğunu bildiği davacı hakkında icra takibi başlattığı, mal bildiriminde bulunmamak suçundan şikayetçi olduğu, davacının yerleşim yerinde emniyetçe bazı araştırmalar yapılmasına yol açtığı anlaşılan davalının haksız eylemi, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur.
Kabul biçimi yönünden de; davacının manevi tazminat istemi tümden reddedildiğine göre, davada kendisini avukatı aracılığı ile temsil ettiren davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10/3. maddesi gereğince Tarife’nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken, bu düzenlemeye aykırı olarak nispi avukatlık ücreti takdir edilmiş olması doğru değildir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının hukuka aykırı eylemi nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, istem tümden reddedilip davalı yararına da nispi avukatlık ücreti takdir edilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 750.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.