YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19243
KARAR NO : 2012/3324
KARAR TARİHİ : 20.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kredi borcunu ödememesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi yaptıklarını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, sözleşmenin bir sureti verilmediğinden faize ve oranına itiraz ettiğini, ödenmeyen taksitleri içindeki ana para dışında kalan faizin talep edilemeyeceğini, ayrıca hesap kat ihtarının İİK 150. maddesine aykırı olması nedeniyle bağlayıcı olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı tarafından davalıya kullandırılan kredinin üç taksitinin ödenmemesi nedeniyle, tüm alacağının muaccel olduğundan bahisle hesabı kat edilerek, kalan tüm taksitlerin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10 maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşme de, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davacı, yasanın bu açık hükmü göz ardı ederek 24.04.2009 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde ödenmesi gereken taksitlerin ödenmediğini ve böylece hesabı kat ederek, alacağın tamamını muaccel hale geldiğini bildirmiş, akabinde de alacağın tamamı yönünden takip başlatmıştır. Gönderilen ihtarname “birbirini izleyen en az iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde ödenmesinin aksi halde tüm alacağın muaccel olacağının” bildirilmesi gerektiği halde bu hususları içermeyen ihtarnamenin usulüne uygun olduğu kabul edilerek ve davalı tüm kredi borcu yönünden temerrüde düşmediği halde muaccel olmayan alacaklar yönünden icra takibine başlanması ve bu ihtara dayanılarak icra takip tarihi itibariyle henüz ödeme tarihi gelmemiş taksitleri de içerir şekilde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
3-4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23. maddesinin 2. fıkrasında tüketiciler tarafından açılan davaların harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Maddenin amacından tüketici aleyhine açılan ve tüketici mahkemesinde görülüp, tüketici aleyhine sonuçlanan davalarda da tüketicinin haçtan sorumlu tutulmaması gerekir. Mahkemece, bu nedenle davalı tüketicinin harçla sorumlu tutulmaması gerekirken, yazılı şekilde aksine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2)ve (3) numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 20.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.