YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19131
KARAR NO : 2021/729
KARAR TARİHİ : 20.01.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Beraat
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK.nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, bunun dışında resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise TCK.nın 206. maddesine uyan suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçının veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği, bu kapsamda somut olay incelendiğinde;
Somut olayda; Uyuşturucu madde ticareti ihbarı nedeniyle durdurulan araçta bulunan sanığın mağdura ait kimlik belgesini ibraz ettiği, GBT incelemesi sırasında gerçek kimliğini beyan etmesi üzerine gerçek kimlik bilgilerine göre tutanak hazırlanması ve sanığın gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre düzenlenmiş herhangi bir belgenin bulunmaması karşısında bu aşamada TCK.nın 206/1. maddesinde tanımlanan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu” oluşmadığı gibi TCK.nın 268. maddesindeki başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun da unsurları itibarı ile oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40/1 maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20/2-c maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK.nın 322 ve Kabahatler Kanunu’nun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında idari para cezası verilmesine yer olmadığına, 20.01.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.