Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1275 E. 2021/1080 K. 10.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1275
KARAR NO : 2021/1080
KARAR TARİHİ : 10.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.12.2017 tarih ve 2016/366 E- 2017/407 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.10.2019 tarih ve 2018/1491 E- 2019/964 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin her türlü inşaat taahhüt işleri, konut, işyeri, ticarethane inşaatlarını yapmak, satmak faaliyetleri ile iştigal eden bir şirket olup, 23.02.2015 tarihinde “elexus” ibareli markanın tescili için 2015/15223 başvuru numaralı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket tarafından başvuruya itiraz edildiğini, yapılan itirazın kısmen kabul edildiğini, müvekkili markası kapsamında yer alan 41. sınıftaki bazı hizmetlerin, başvuru kapsamından çıkarıldığını, kısmi ret kararına müvekkili şirketin itiraz ettiğini ancak itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “Elexus” ibareli başvurusu ile davalının “Flexus” ve “Fleksus” markaları arasında, markalar bir bütün olarak ele alındığında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzerlik olmadığını, davalı markalarının sadece kelime markası olduğunu, davalının hitap ettiği müşteri profili ile müvekkilinin hitap ettiği müşteri profilinin farklı bulunduğunu, tarafların farklı sektörlerde olması sebebiyle birbirleriyle rekabet etme olanakları bulunmadığını, markaların birbirlerinin yerine ikame edilebilmesinin de söz konusu olmadığını, müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’nın 2016/M-6862 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkiline ait “FLEKSUS” ve “FLEXUS” ibareli markalarla dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, bu itibarla kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunmalar, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; “ELEXUS” ibareli dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olduğu, başvuru kapsamından çıkarılan tüm mallar açısından taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, “ELEXUS” ibareli başvurunun tanınmış olduğu iddia edilmiş ise de bu iddianın ispatı için yeterli delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; “ELEXUS+şekil” ibareli başvuru ile redde mesnet “FLEKSUS” ve “FLEXUS” ibareli markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin katılmadığı, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin, redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerle aynı olmaları karşısında taraf şirketlerin farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin işbu uyuşmazlık yönünden bir sonuç doğurmayacağı, yine davacı markası tanınmış olsa dahi varılan sonucun değişmeyeceği, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.