Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/9762 E. 2020/18549 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/9762
KARAR NO : 2020/18549
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22 ve 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
1. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre,
korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği dikkate alınarak;
İncelemeye konu İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/561 esas sayılı temyiz incelemesine konu dosyasına ilişkin suç tarihinin 18.06.2012, iddianame düzenleme tarihinin 03.09.2012 olduğu; Dairemizin 09.03.2015 tarihli ve 2014/6819 Esas, 2015/11514 Karar sayılı bozma ilamına konu Gaziantep 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/53 Esas sayılı halen derdest olan dava dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 09.07.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 10.07.2012 olduğu; Dairemizin anılan ilamıyla ” her iki dosyadaki eylemin benzer suç vasfına yönelik olması gözetilerek suç ve iddianame tarihleri itibarıyla suç delillerinin birlikte değerlendirilmesiyle eylemlerin TCK’nun 43. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve suç vasfının tayini için anılan dosya ile birleştirilmek suretiyle karar verilmesinin gerekmesi…” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, ancak mahkemece uyma kararı verildikten sonra “suçun birinin Gaziantep ilinde diğerinin İzmir ilinde işlenmesi, aradan yaklaşık 3 haftalık bir sürenin geçmesi nazara alındığında her iki suç arasında zincirleme bir bağlantının olmadığı…” gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, direnme niteliğinde olmayıp, eylemli uyma niteliğinde olduğu kabul edilerek temyiz incelemesi yapılmış;
Bozma üzerine yerel mahkemece, TCK’nun 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, yukarıda belirtilen ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı uyarınca, tek suç işleme kararı kapsamında 21 gün gibi kısa aralıkla iki kez 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinde düzenlenen suçu işlemesi karşısında, işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, aynı suç işleme kararıyla hukuki kesinti gerçekleşmeden yeniden suç işleyen sanık hakkında temel ceza belirlendikten ve TCK’nun 43. maddesi uyarınca gerekli artırım ve takdiri indirim nedenleri uygulandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak TCK’nun 62/1. maddesi yerine 62/2. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
3. Hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nun 51/8. maddesi gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağına karar verilmemesi,
4. Hükümden sonra 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5. Suça konu kaçak sigaraların 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollaması ile 5237 sayılı Yasanın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.